Boşanma Davası

Boşanma Davası ve Boşanma Avukatı:

Halk arasında boşanma avukatı olarak tabir edilen, esasında Aile Hukuku avukatı, anlaşmalı boşanma davası, çekişmeli boşanma davası, buna bağlı olarak nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat, velayet davası, boşanma sonrası mal paylaşımı gibi konularda müvekkillerine hizmet veren, aile hukukuna hakim, uzmanlığı ve tecrübesi bulunan avukattır.

Boşanma Davası İçin Avukat Gerekli Mi?

Boşanma aşamasına gelmiş, aklında onlarca sorunla başa çıkmak zorunda olan kişiler bu soruyu kendilerine, yakın çevrelerine veya biz avukatlara sıklıkla sormaktadır. Türk Hukuku’nda boşanma davalarında avukatla temsil edilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla davanızı baştan sona kendiniz takip edebilirsiniz. Ancak boşanma dönemlerinde aile bireyleri maddi-manevi oldukça sıkıntılı bir dönemden geçmektedir. Özellikle manevi çöküntü yaşayan ve dava açmak isteyen tarafın tek başına davasını takip ediyor olması ciddi anlamda maddi kayıplara ve hak kayıplarına yol açmaktadır. Ne yazık ki bir avukata danışmaksızın, herhangi bir hukuki destek almaksızın boşanmak isteyen kişilerin davalarının gereksiz uzadığı, bu süreçte manevi üzüntü yaşayan tarafların daha çok yıprandığı, çocukların da bu durumdan oldukça etkilendiği gözlemlenmektedir.

Dolayısıyla boşanma sürecinin en hızlı ve sorunsuz şekilde geçirilmesi bir alanında uzman bir boşanma avukatı ile hareket edilmesine bağlıdır. Nitekim boşanma davalarının basit olarak algılanması, davanın önemsenmemesi, uzman olmayan kişilerden alınan bilgilerle internetten bulunan son derece eksik ve hatalı protokollerle boşanılmaya çalışılması ileride telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına yok açmaktadır. Usul kurallarının uygulanmaması, kesin sürelerin kaçırılması, dilekçelerde olmaması gereken ifadelere yer verilmesi, tedbir taleplerinin zamanında ve yerinde uygulanmaması, eksik talepte bulunulması bu tür sorunlara örnek verilebilir. Bu sebeple son derece teknik bilgi ve uzmanlık gereken boşanma sürecinin bir boşanma avukatı ile takibi oldukça önem arz etmektedir.

En Hızlı Nasıl Boşanabilirim ?

Bu soruya verilebilecek tek yanıt eşlerin fikir ayrılığına düşmeksizin, belli konularda uzlaştıkları anlaşmalı boşanma davasıdır. Anlaşmalı boşanma davası açacak tarafların evliliğinin en az 1 yıldır devam ediyor olması işbu davanın dava şartıdır. Dolayısıyla en az  1 yıldır evli olan çiftlerin uzlaşarak anlamalı boşanması, çekişmeli boşanma davasına göre oldukça hızlı sonuçlanabilmekte, hatta tek celsede taraflar boşanabilmektedir. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerdeki anlaşmalı boşanma davalarında duruşma günü mahkemelerin yoğunluğu sebebiyle 4-5 ay sonrasına bırakılabilmektedir. Boşanma kararının verilmesi, kesinleşmesi, taraflara tebliği aşamalarıyla birlikte çoğu zaman bu süre 6-7 ayı bulabilmektedir. Bu sebeple sürecin hızlı ve verimli şekilde sürdürülebilmesi için bir uzman ve ünlü boşanma avukatları ile hareket etmek oldukça faydalı olacaktır.

Çekişmeli boşanma davası ise anlaşmalı boşanma davasına göre daha uzun sürmekte en azından 4-5 celse sürebilmektedir. Çünkü çekişmeli boşanma davasında bir uzlaşma yoktur. Tarafların anlaşamadıkları noktalar vardır. Çocukların velayeti, nafaka miktarı, maddi-manevi tazminat miktarı, mal paylaşımı konularında taraflar uzlaşamamışlardır. Bu anlamda kusur ve tarafların ekonomik durumlarının tespiti öncelik arz etmektedir. Tanık kavramı çekişmeli boşanma davalarında belki de en önemli delil olarak karşımıza çıkmaktadır. Elbette tarafların arasındaki çekişmeye açıkça tanıklık etmiş kişilerin mahkeme huzurunda verecekleri ifade davanın seyrini değiştirebilecektir. Dolayısıyla tanıkların dinlenilmesi, tespit işlemlerinin yapılması çekişmeli boşanma davası sürecini uzatmaktadır. Bazen çekişmeli boşanma davalarının 2-3 yıl sürdüğü dahi gözlemlenebilmektir. Bu yüzden uzman boşanma avukatından hukuki destek alınması ve iyi bir boşanma avukatına vekalet vermek suretiyle dava sürecinin takip edilmesi son derece yararlı olacaktır.

İyi Bir Boşanma Avukatı Arıyorum ?

Samsun Boşanma Avukatı Tavsiye ? Boşanma sürecine gelen çiftlerin bir çoğunun kafalarındaki soru işaretlerinden birisi de avukatlarını nasıl tayin edecekleridir. Bu süreçte internetten araştırma ile avukat belirlemek günümüz teknoloji döneminde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu anlamda “boşanma avukatı arıyorum”, ” en iyi boşanma avukatı” şeklinde yapılan google aratmaları boşanma avukatına ulaşmak için iyi birer başlangıç olabilir. Günümüzde teknolojinin nimetlerinden faydalanmak işlerimizi önemli ölçüde kolaylaştırmakta ve hızlandırmaktadır.

Unutulmamalıdır ki her şeyden önce ilgili mevzuata hakim olma, güncel içtihatları yakından takip etme ve boşanma sürecini en iyi şekilde yönetebilme boşanma ve aile hukuku ile ilgili davaları takip eden avukattan beklenen özelliklerdir. Bunun ile birlikte uzun yıllar boşanma davalarında edinilen tecrübe şüphesiz ki dava sürecini yönetmekte fayda sağlayacaktır. Tecrübeli boşanma avukatı adeta satrançtaki gibi yapılan hamlelere yerinde ve zamanında hamle yaparak, sonuca güvenli ve verimli şekilde ulaşabilmelidir. Dolayısıyla az önce de bahsettiğimiz üzere internetten avukat aramaktan ziyade, en sağlıklı yok avukatın kendisi ile yüz yüze görüşmek, en azından telefon ile arayarak ön görüşme sağlamak ve bu görüşme sonrasında seçim yapmaktır.

Boşanma süreci, hukuki olduğu kadar aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir süreçtir. İyi bir boşanma avukatı, davanın hukuki işleyişini sağlıklı bir şekilde yürütürken aynı zamanda psikolojik ve sosyal zorluklara da göze alabilmelidir. Boşanma davasının diğer davalardan farkı kişilerin özel yaşamlarının dilekçelere hukuki şekilde yansıtılmasıdır. Bu anlamda avukat-müvekkil ilişkisinin gizliliği önem arz ettiği kadar müvekkilin avukatına güven duyması vekalet ilişkisinin sürdürülebilir olması açısından önemlidir. Dolayısıyla en iyi boşanma avukatı, müvekkilinin istekleri doğrultusunda kanun ve ilgili mevzuat hükümleri ile destekler dilekçeleri, usul kurallarına dikkat ederek, süresinde mahkemeye sunan, mahkemede müvekkilinin çıkarlarını koruyan, hakkını müvekkile iade etmek için çaba gösteren avukattır.

Boşanma Davasını Önce Kim Açmalıdır ?

Boşanma davasının önce kimin açacağı önem ar etmektedir. Bu davada kusurlu (eşit kusur olması halinde de) olan davalı eş, boşanmanın gerçekleşmesi halinde yargılama masrafları ile avukatlık ücreti ödemek zorunda kalacaktır. Aynı zamanda davanın açılacağı yer mahkemesi de davayı kimin açtığına bağlı olarak değişmektedir. Örneğin eşlerden biri Samsun’da diğeri İstanbul’daysa, Samsun’da yaşayan eş davayı ilk açtığında dava Samsun’da görülecektir. Bu açıdan bakıldığında davanın kim açıldığına bağlı olarak yetkili mahkeme ve hüküm ona göre şekillenecektir.

Boşanma Davası

Boşanma, eşler hayattayken kanunda öngörülmüş bir sebebe dayanarak, eşlerden birinin açacağı dava sonucunda evlilik birliğinin hakim kararı ile sona erdirilmesidir. Dolayısıyla hakimin boşanmaya karar verebilmesi için eşlerden birinin boşanma davası açması ve bu boşanma davasının da kanunda yazılı sebeplerden birine dayanması gerekir.

Boşanma Davasında Yetki, Görev ve Yargılama Usulü

Boşanma davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesi derecesinde olan aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin kurulmadı yerlerde boşanma ve ayrılık davası asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Dava Devam Ederken Hangi Önlemler Alınmalıdır ?

Boşanma davası açılınca hakim, bazı geçici önlemleri re’sen alır:

  • Boşanma davasının açılması eşlere ayrı yaşama hakkı verir. Eşler anlaşamazsa hakim, ortak konuttan kimin ayrılacağına karar verir. Bu karar eşlerin ve çocukların menfaati doğrultusunda verilir.
  • Eşlerden birinin diğerinin geçimine ne oranda katkıda bulunacağına (tedbir nafakası) da karar verir.
  • Hakim, eşlerin malları ile ilgili olan önlemleri de alır.
  • Dava sırasında eşler ayrı yaşayacağı için çocukların hangi eşin yanında kalacağı, diğer eşin bunların geçimine katkısı, kişisel ilişkilerin nasıl devam edeceği hakim tarafından karara bağlanır.

Boşanma Sebepleri:

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri tek tek sayılmıştır:

  1. Zina : Zina kusura dayalı, mutlak bir boşanma sebebidir. TMK m.161/II’ya göre davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. TMK 161/III’e göre affeden tarafın dava hakkı yoktur.
  2. Hayata Kast ve Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış: Hayata Kast, bir eşin diğerin, öldürme niyetini bazı fiillerde ortaya koymasıdır. Pek fena muamele, diğer eşin vücut bütünlüğü ve sağlığına yönelik her türlü saldırıdır. Onur kırıcı davranış ise eşlerden birinin diğerinin onuruna haksız ve ona hakaret etmek, onu küçük düşürmek amacıyla yaptığı saldırıdır. Bu sebeple kişinin davayı açabilmesi, davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. TMK 161/III’e göre affeden tarafın dava hakkı yoktur.
  3. Suç İşleme veya Haysiyetsiz Hayat Sürme: Bu davanın açılabilmesi için bu durumların boşanma davası açan eş için onunla birlikte yaşamayı çekilmez hale getirmesi gerekir.
  4. Terk: Terk, özel, mutlak ve kusura dayalı bir boşanma sebebidir. Eşlerden birinin ortak konutu terk etmesi gerekir. Terkin en az 6 ay sürmüş olması gerekir. Terk eden eşe hakim tarafından ihtarda bulunulması ve eşin buna rağmen dönmemesi gerekir. TMK m.164/II’de ihtarın terkin dördüncü ayından itibaren yapılabileceği düzenlenmiştir. Bu ihtar gerektiğinde ilan yoluyla da yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.
  5. Akıl Hastalığı: Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmek koşulu ile eş için ortak hayat bu sebeple çekilmez hale geldi ise boşanma davası her zaman açılabilir.

Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik):

TMK m.166’ya göre, “Evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Ancak davacının kusur daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Şartları sırasıyla inceleyecek olursak:

  • Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması : Bundan kasıt, eşler arasında önemli fikir ve duygu ayrılığının olmasıdır.
  • Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması En Az Eşlerden Biri İçin Ortak Hayatı Sürdürmesi Beklenemeyecek Derecede Ağır Olması: Evlilik birliğini temelden sarsan olay eşlerden biri veya her ikisi için ortak hayatı sürdüremeyecek derecede ağır olmalıdır.
  • Davalının Davacının Daha Kusurlu Olduğu İtirazını İleri Sürmemiş ya da İleri Sürülen İtirazın Kabul Edilmemiş Olması: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, kusura dayalı bir boşanma sebebi değildir. Ancak davalıya davacının kusurunu ileri sürerek davaya engel olma hakkı tanınmıştır. Bu hakkın kullanılabilmesi için davalının davacıdan daha az kusurlu olması gerekir. TMK m.166/2’ye göre bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise, evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Yargıtay’a göre ağız ve vücut kokusu, aile sırlarını açıklamak, altını ıslatmak, tehdit ve hakaret, borçlanma, kıskançlık, kumar, bağımsız konut sağlamamak, bakire olmamak, çalışmaya izin vermemek, cimri olmak, çalışmamak, hastalığı ile ilgilenmemek, yurtdışına götürmemek, aşırı alay etmek evlilik birliğinin temelden sarsıldığına sebep olarak benimsenmiştir. Boşanmak isteyen çoğu kişinin şiddetli geçimsizlik olarak adlandırdığı bu durum genel itibariyle kişilerin birbirlerine sevgi ve saygılarının kalmadığını gösterir bir genel durumdur.

Anlaşmalı Boşanma Davası:

Türk Medeni Kanunu’na göre “Evlilik en az 1 yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Anlaşmalı boşanmanın şartları şunlardır:

  • Evlilik En Az 1 Yıl Sürmüş Olmalıdır: Bir yıl geçmediği sürece eşler anlaşmalı boşanma için dava açamaz. Evlilik cüzdanında yazan tarih başlangıç kabul edilir.
  • Boşanmak İçin Eşler Ya Birlikte Mahkemeye Başvurmalı ya da Bir Eş Diğerinin Açtığı Boşanma Davasını Kabul Etmelidir.
  • Hakimin Tarafları Bizzat Dinlemesi Gerekir.
  • Tarafların Yapmış Olduğu Anlaşmanın Hakim Tarafından Uygun Bulunması Gerekir: Hakimin anlaşmalı boşanmaya karar verebilmesi için eşlerin, evliliğin mali sonuçları ve çocukların durumuna ilişkin anlaşma yapmaları gerekir. Hakim tarafların yaptığı bu anlaşma ile bağlı değildir. Anlaşmayı uygun bulmazsa tarafların ve çocukların menfaatini göz önünde bulundurarak gerekli olan değişiklikleri yapar.

Dolayısıyla eşler arasında yapılacak anlaşma(protokol) içeriği anlaşmalı boşanma için önem arz etmektedir. Çocukların velayeti, davada hükmedilecek iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, tedbir nafakası miktarı, maddi-manevi tazminat miktarı, çocuklarla kişisel ilişki, taşınmaz devri, araç devri, hisse devri huşularında açıklayıcı içerikler düzenlenerek protokolde belirtilmelidir. Boşanma sonrası velayet sahibi eş, anlaşmalı boşanma davasında talep etmese dahi iştirak nafakası davası açabilecektir. Ayrıca anlaşmalı boşanma davasının her aşamasında davadan feragat mümkündür.

Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması:

TMK m.166/IV’e göre “Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak 3 yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Bunun için:

  • Daha Önce Herhangi Bir Boşanma Sebebine Dayanılarak Açılmış Olan Davanın Reddedilmiş Olması: Davanın hangi eş tarafından hangi boşanma sebebine dayalı olarak açıldığı önemli değildir.
  • Boşanma Talebi Reddi Kararının Üzerinden 3 Yıl Geçmiş ve Bu Süre İçinde de Her Ne Sebeple Olursa Olsun Ortak Hayat Kurulamamış Olmalıdır: 3 yıllık süre önceki boşanma davasının ret kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar ve boşanma davası açıldığında bu süre dolmuş olmalıdır.

Boşanma Davası konusunu yeterince açıkladıktan sonra nafaka ve tazminat konusunda buradaki yazımızdan, velayet konusunda da bu yazımızdan faydalanabilirsiniz.

 

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.