<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</title>
	<atom:link href="https://www.hmavukatlik.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.hmavukatlik.com/</link>
	<description>Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Aug 2022 13:06:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<!--Theme by MyThemeShop.com-->

<image>
	<url>https://www.hmavukatlik.com/wp-content/uploads/2020/06/cropped-hm-logo-3-32x32.png</url>
	<title>HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</title>
	<link>https://www.hmavukatlik.com/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kira İlişkilerinde Tahliye</title>
		<link>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kira-iliskilerinde-tahliye/</link>
					<comments>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kira-iliskilerinde-tahliye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Murat Can TELLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Aug 2022 13:06:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HUKUKi BİLGİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hmavukatlik.com/?p=2746</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<p>Kira İlişkilerinde Tahliye Kira ilişkilerinde tahliye; kiracı ve kiralayanın anlaşmazlığa düşmesine neden olan önemli konular arasında kabul edilmektedir. Bu bağlamda tahliyenin ne zaman gerçekleşeceği uyuşmazlığı doğursa da sözleşmenin feshedilmesi ve tahliye davasının açılması mümkündür. Peki, bu tür bir yöntemin tercih edilmesi için hangi şartlara ihtiyaç vardır? Kira Sözleşmesinin Feshi ve Tahliye Davası Kira sözleşmesi düzenlenmesi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kira-iliskilerinde-tahliye/">Kira İlişkilerinde Tahliye</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<h1>Kira İlişkilerinde Tahliye</h1>
<p>Kira ilişkilerinde tahliye; kiracı ve kiralayanın anlaşmazlığa düşmesine neden olan önemli konular arasında kabul edilmektedir. Bu bağlamda tahliyenin ne zaman gerçekleşeceği uyuşmazlığı doğursa da sözleşmenin feshedilmesi ve tahliye davasının açılması mümkündür. Peki, bu tür bir yöntemin tercih edilmesi için hangi şartlara ihtiyaç vardır?</p>
<h2>Kira Sözleşmesinin Feshi ve Tahliye Davası</h2>
<p>Kira sözleşmesi düzenlenmesi sonrasında dava yoluyla fesih isteminde bulunabilirsiniz. Burada fesih nedenleri kiraya verenden ya da kiracıdan kaynaklı olabilecektir. Bu noktada tercih edilecek nedenler farklılık gösterecektir. Ancak sonuç tahliyenin gerçekleştirilmesi konusunda hukuki hakların kullanılması olacaktır.</p>
<h3>Gereksinim, Yeniden İnşa ve İmar Nedeniyle Sözleşmenin Feshi ve Tahliye</h3>
<p>Sözleşme ile kiralanan bir taşınmazın tahliye edilmesi için öncelikli olarak sözleşmeden doğan şartların ortadan kalkması gerekmektedir. Kiraya verenin haklı bir nedene dayandırarak kiracıdan evi boşaltmasını istemesi mümkündür. Gereksinim ya da yeniden inşa gibi durumlarda şu hallerin varlığına dikkat edilmektedir.</p>
<ul>
<li>Kiraya verilen taşınmazın kiralayan, eşi, altsoyu ya da kanuni olarak bakmakla yükümlü olduğu kişilerden birinin kullanması söz konusuysa,</li>
<li>Kiraya verilen taşınmazın yeniden inşa ve imar edilmesi bağlamında belli bir süreyle kullanımı imkânsız hale gelecekse fesih işlemleri gerçekleştirilmektedir.</li>
</ul>
<p>Fesih işleminin gerçekleştirilmesi sonrasında kiracının makul bir süre içerisinde taşınmazı boşaltması gerekmektedir.</p>
<h3>Evin Satılması Nedeniyle Kira Sözleşmesinin Feshi ve Tahliye</h3>
<p>Kira sözleşmesi ile kiralanan taşınmazın satılması durumunda taşınmazın yeni sahibi gereksinim nedeniyle tahliye talebinde bulunabilmektedir. Satın alma işleminden itibaren 1 ay içerisinde tahliye ile alakalı kiracıya ihtarda bulunulması gerekmektedir. İhtarın yapılması halinde kiracı 6 ay içerisinde tahliye hakkını kullanabilmektedir. 6 ayın sonuna kadar beklemek söz konusu olabileceği gibi herhangi bir anında da evi boşaltmak mümkündür. Kiracının taşınmazı boşaltmamakta ısrar etmesi durumunda tahliye davası açılması söz konusudur.</p>
<h3>Kiracıdan Kaynaklanan Nedenlerle Kira Sözleşmesinin Feshi ve Tahliye</h3>
<p>Kiracı, kiralananın tesliminden sonra kiralananı boşaltacağını yazılı olarak bildirmişse ancak buna uygun davranmamışsa kira sözleşmesinin feshi için başvuru yapılabilmektedir. Dava açarak taşınmazın boşaltılmasının talep edilmesi mümkündür. Kira sözleşmesinin 1 yıldan kısa olması halinde kira süresi içerisinde; 1 yıldan uzun olması halinde haklı olunan 2 ihtar sonrasında kira sözleşmesinin süresinin bitimini takiben 1 ay içerisinde dava yoluyla fesih ve tahliye talep edebilir.</p>
<p>Kiracı ya da birlikte yaşam sürdüğü eşinin aynı ilçe sınırları içerisinde oturabileceği bir başka evi varsa ve kiralayan bunu sözleşme kurulurken bilmiyorsa kiraya veren sözleşmenin tamamlanmasını takiben 1 ay içerisinde dava açabilmektedir.</p>
<h2>Kiracının Tahliye Edilmesi Sonrasında Kiraya Verme Yasağı</h2>
<p>Kiracının gereksinim nedeniyle kiralanandan çıkarılması sonrasında kiraya veren 3 yıl geçmedikçe ve haklı bir sebep olmaksızın taşınmazı kiraya veremez. Yeniden inşa ve imar durumlarında kiracının yeni yapıyı yeni şartlar altında kiralamada öncelik hakkı bulunmaktadır. Bu öncelik hakkının tanınmaması durumunda kiraya verilen taşınmaz 3 yıl süreyle başkasına kiralanamaz.</p>
<p>Kiralamaya dair yasağa aykırı hareket eden mülk sahipleri; eski kiracılarına son 1 yılda ödenen kira miktarından az olmamak koşuluyla tazminat ödemesi yapar.</p>
<p>Kiracı ve kiraya veren arasındaki anlaşmazlıkların yaygın olması söz konusu. Bu durum da sözleşme feshi ve tahliye davalarının artmasına neden olur. Hak kayıplarının önüne geçilmesi ve taraflar arasındaki ilişkinin hakkaniyet ilkesi çerçevesinde düzenlenmesi gerekir. Böylesi durumlarda da hukuki destek alınması elzemdir. Aksi takdirde yanlış uygulamalar nedeniyle problemlerin ve hak kayıplarının olması söz konusudur.</p>
<p>Yine son dönemde sıklıkla anılan Kira Tespiti ve Uyarlama Davası ile ilgili yazımıza <a href="https://www.hmavukatlik.com">buradan</a> ulaşabilir, kira bedelinin tespitinde dikkate alınan ÜFE ve TÜFE oranlarına TÜİK&#8217;in <a href="https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=Enflasyon-ve-Fiyat-106">resmi internet sitesi</a>nden ulaşım sağlayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kira-iliskilerinde-tahliye/">Kira İlişkilerinde Tahliye</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kira-iliskilerinde-tahliye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kira Tespiti ve Uyarlama Davası</title>
		<link>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kira-tespiti-ve-uyarlama-davasi/</link>
					<comments>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kira-tespiti-ve-uyarlama-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Murat Can TELLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2022 10:50:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HUKUKi BİLGİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hmavukatlik.com/?p=2749</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<p>Kira Tespiti ve Uyarlama Davası Kira Tespiti ve Uyarlama Davası, Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde düzenlenmiş farklı türdeki davalar olarak bilinmektedir. Teoride farklı olsa da pratikte birbiri ile çok sık karıştırılan bu davalar kiracı ve kiralayan arasındaki ilişkinin daha sağlıklı bir şekilde sürmesine olanak sağlar. Bu doğrultuda söz konusu dava çeşitleri ile ilgili merak edilenleri aşağıdaki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kira-tespiti-ve-uyarlama-davasi/">Kira Tespiti ve Uyarlama Davası</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<h1>Kira Tespiti ve Uyarlama Davası</h1>
<p>Kira Tespiti ve Uyarlama Davası, Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde düzenlenmiş farklı türdeki davalar olarak bilinmektedir. Teoride farklı olsa da pratikte birbiri ile çok sık karıştırılan bu davalar kiracı ve kiralayan arasındaki ilişkinin daha sağlıklı bir şekilde sürmesine olanak sağlar. Bu doğrultuda söz konusu dava çeşitleri ile ilgili merak edilenleri aşağıdaki şekilde değerlendirmek mümkündür.</p>
<h2>Kira Tespiti Davası Nedir?</h2>
<p>Kira Tespiti Davası; belli sınırlar içerisinde kalınarak kira bedelinin hâkim tarafından yeniden belirlenmesi olarak tanımlanmaktadır. Kiracı ve kiralayan arasındaki anlaşmazlıklara dayanan bu dava zaman zaman 5 yılı aşan kiralamalarda da gündeme gelmektedir. Kiralamanın 5 yıldan uzun sürmesi durumunda anlaşmazlık olmasa dahi kiralayan tarafından kira tespiti davası açılabilmektedir.</p>
<p>Kira sözleşmesi, taraflar arasında yapılan ve bir borç ilişkisi doğuran sözleşmeler olarak kabul edilmektedir. Kira ile alakalı bütün şartların belirlendiği sözleşmelere dair en ciddi anlaşmazlık kira artış oranı ile alakalıdır. Kiranın ne kadar olacağı ve artış miktarı önceden belirlenmemişse TÜFE oranı dikkate alınarak düzenlemeler gerçekleşir. Buna ek olarak; 5 yılı aşkın sürelerde kiralayanın maddi olarak kendisini koruması adına mahkemeye başvurması mümkündür.</p>
<h2>Kira Uyarlama Davası Nedir?</h2>
<p>Kira uyarlama davası, kira sözleşmesinin yapıldığı sırada taraflarca öngörülemeyen nedenlerden dolayı ortaya çıkar. Bu dava kiranın yeniden belirlenmesi adına tercih edilmektedir. Sözleşmenin şartlarının ifa edilmesinde hakkaniyete aykırı bir durum mevcutsa bu noktada kira bedelinin uyarlanması için mahkemeye başvurulmaktadır. Olağanüstü durumların sözleşme şartlarının ifasını zorlaştıracağı düşünülebilmektedir.</p>
<p>Kira Uyarlama Davası ile Kira Tespiti Davası arasındaki en ciddi farklılık hâkimin yeniden belirleme yaparken herhangi bir şarta bağlı olmamasıdır. Çünkü sözleşmenin kurulduğu andaki şartlarla mevcut şartların o denli farklı olması edim yükümlülüğünü zorlaştırmaktadır. Bu da düzenlemenin adil bir sonuç çıkacak şekilde yapılmasını gerektirmektedir. Dünyada son yıllarda yaşanan COVID-29 salgını Kira Uyarlama Davası konusunda önemli bir örnek teşkil etmektedir.</p>
<h3>Kira Tespiti Davası ile Kira Uyarlama Davası Arasındaki Farklar Nelerdir?</h3>
<p>Kira konusundan hukuki uyuşmazlıklar ile alakalı en ciddi unsurlardan bir tanesi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle kira uyuşmazlıkları değerlendirmeleri de derinlemesine yapmayı gerektirmektedir. Bu noktada birbiri ile çok sık karıştırılan konular olan Kira Tespiti ve Kira Uyarlama Davası arasındaki ayrımı değerlendirmek şarttır. İşte bu iki dava arasındaki temel farklılıklar!</p>
<ul>
<li>Kira bedelinin tespiti amacıyla açılan davalarda öncelikli şart kira bedeli ile alakalı taraflar arasında artışa dair bir anlaşmanın olmaması ve sürenin 5 yıldan uzun olmalıdır. Öte yandan kira bedelinin uyarlanması davasında tarafların öngöremeyeceği bir durumdan kaynaklanarak edimin yerine getirilmesinin söz konusu olmamalıdır.</li>
<li>Kira bedelinin tespiti davasında hâkim 5 yılı aşmayan sözleşmeler için maksimum TÜFE oranında bir artışa hükmedebilmektedir. 5 yılı aşan sözleşmelerde ise hem TÜFE hem de hakkaniyet çerçevesinde karar alınmaktadır. Kira bedelinin uyarlanmasında hâkimin alacağı kararı sınırlayan herhangi bir orandan söz edilemez.</li>
<li>Kira bedelinin tespiti davası konut ve çatısı olan iş yerleri için söz konusudur. Ancak kira bedelinin uyarlanması davası taşınır ve taşınmaz bütün kira sözleşmelerini kapsamaktadır.</li>
</ul>
<p>Kira bedeli ile alakalı Türk Borçlar Kanunu geniş düzenlemeler getirmiştir. Ancak 1 Temmuz 2022 tarihinde getirilen uygulama çerçevesinde kira artışının maksimum %25 oranında olacağına hükmedilmiştir. Söz konusu uygulamanın 1 Temmuz 2023&#8217;e kadar devam edeceği bilinmektedir. Bu noktada kira bedelinin tespiti ile alakalı davalarda bahse konu düzenlemenin de dikkate alınacağı unutulmamalıdır.</p>
<p>Yine son dönemde sıklıkla anılan Kira İlişkilerinde Tahliye ile ilgili yazımıza <a href="https://www.hmavukatlik.com">buradan</a> ulaşabilir, kira bedelinin tespitinde dikkate alınan ÜFE ve TÜFE oranlarına TÜİK&#8217;in <a href="https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=Enflasyon-ve-Fiyat-106">resmi internet sitesi</a>nden ulaşım sağlayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kira-tespiti-ve-uyarlama-davasi/">Kira Tespiti ve Uyarlama Davası</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kira-tespiti-ve-uyarlama-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kişisel Verilerin Korunması</title>
		<link>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kisisel-verilerin-korunmasi/</link>
					<comments>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kisisel-verilerin-korunmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Murat Can TELLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2019 20:45:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HUKUKi BİLGİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hmavukatlik.com/?p=2657</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<p>ÖNEMLİ! Kişisel verilerin korunması ile ilgili önemli bir tarih güncellemesi getirildi. Buna göre yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan gerçek veya tüzel kişi veri sorumluları ile yurt dışında yaşayan yerleşik gerçek veya tüzel kişi veri sorumluları için VERBİS’e son kayıt tarihi 30.06.2020;  yıllık çalışan sayısı 50’den [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kisisel-verilerin-korunmasi/">Kişisel Verilerin Korunması</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<p><strong>ÖNEMLİ!</strong></p>
<p><strong>Kişisel verilerin korunması ile ilgili önemli bir tarih güncellemesi getirildi. Buna göre yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan gerçek veya tüzel kişi veri sorumluları ile yurt dışında yaşayan yerleşik gerçek veya tüzel kişi veri sorumluları için VERBİS’e son kayıt tarihi 30.06.2020;  yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den az olup ana faaliyet konusu özel nitelikli veri işleme olan gerçek veya tüzel kişi veri sorumluları için en son VERBİS kayıt tarihi 30.09.2019; kamu kurum ve kuruluşu veri sorumluları için en son kayıt tarih 30.12.2020’dir.</strong></p>
<h2><strong>Kişisel Verilerin Korunması</strong></h2>
<p>Yapılan Anayasa değişikliği ile Anayasanın özel hayatın gizliliğini düzenleyen 20. maddesine <em>“Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir.</em> Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel verileri hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak Kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir” şeklinde bir fıkra eklenerek, kişisel verilerin korunması açıkça anayasal güvence altına alınmıştır.</p>
<h3><strong>Kişisel Verilerin Korunması Kanunu</strong></h3>
<p>Anayasadaki değişikliğin ardından 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 24 Mart 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edilerek kanunlaşmış ve 7 Nisan 2016 tarih ve 29677 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Metnin devamında zaman zaman kanun KVKK şeklinde anılacaktır.</p>
<h4><strong>Kişisel Verilerin Korunması, Amacı ve Kanun Kapsamındaki Kişiler</strong></h4>
<p>Günümüzde teknolojinin ve modern çağın gerektirdiği ölçüde bilgiye ulaşmak oldukça kolaylaşmış ve bu durum bazı sıkıntıları da beraberinde getirmiştir. Kişisel verilerin çağdaş standartlarda gerçek veya tüzel kişiler tarafından işlenmesi ile bu sıkıntıları bertaraf etmek amaçlanmış ve kişisel hak ve özgürlüklerinin korunması, kişi mahremiyetinin sağlanması hedeflenmiştir.</p>
<p>Kişisel verilerin güvenliği, kişisel verilerin gizliliği, kişinin aleyhinde meydana gelebilecek sonuçların oluşmasında oldukça dikkat edilmesi gereken hususlardır. Zira kişisel veri aktarımı ile kişisel verilerin çalınması; sisteme kişisel verileri işleme ile kişi bilgilerine kolaylıkla istenilen yerde ve zamanda erişim sağlanması ve bunun kişiyi rahatsız edici boyutlara ulaşması yasal düzenleme yapılmasını zorunlu hale getirmiştir.</p>
<p>Anayasa ve kanun, kişisel verileri işlenen gerçek kişiden bahsetmiştir. <strong><em>Dolayısıyla kişisel verilerin korunması tüzel kişiler için değil yalnızca gerçek kişiler için güvence altına alınmıştır.</em></strong></p>
<p>Ancak kişisel verilerin işlenmesi hem gerçek kişiler he de tüzel kişiler tarafından yapılmaktadır. <strong><em>Bu halde veri işleyen gerçek kişilerin yanında özel sektörde faaliyet gösteren kuruluşlar ile kamu kurum ve kuruluşları bakımından bir ayrım yapılmamış olup, öngörülen usul ve esasların tüm kurum ve kuruluşlar açısından uygulanması düşünülmüştür.</em></strong></p>
<h4><strong>KVKK Kapsamında Olmayan Tam İstisna Halleri</strong></h4>
<ul>
<li>Kişisel verilerin, üçüncü kişilere verilmemek ve veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere uyulmak kaydıyla gerçek kişiler tarafından tamamen kendisiyle veya aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetler kapsamında işlenmesi,</li>
<li>Kişisel verilerin resmi istatistik ile anonim hâle getirilmek suretiyle araştırma, planlama ve istatistik gibi amaçlarla işlenmesi,</li>
<li>Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini, ekonomik güvenliği, özel hayatın gizliliğini veya kişilik haklarını ihlal etmemek ya da suç teşkil etmemek kaydıyla, sanat, tarih, edebiyat veya bilimsel amaçlarla ya da ifade özgürlüğü kapsamında işlenmesi,</li>
<li>Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi,</li>
<li>Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi hallerinde, işbu Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca kısmi istisna hallerine de kanunda yer verilmiştir.</li>
</ul>
<h4><strong>KVKK Kapsamında Olmayan Tam İstisna Halleri</strong></h4>
<ul>
<li>Kişisel veri işlemenin suç işlenmesinin önlenmesi veya suç soruşturması için gerekli olması,</li>
<li>İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş kişisel verilerin işlenmesi,</li>
<li>Kişisel veri işlemenin kanunun verdiği yetkiye dayanılarak görevli ve yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca, denetleme veya düzenleme görevlerinin yürütülmesi ile disiplin soruşturma veya kovuşturması için gerekli olması,</li>
<li>Kişisel veri işlemenin bütçe, vergi ve mali konulara ilişkin olarak Devletin ekonomik ve mali çıkarlarının korunması için gerekli olması.</li>
</ul>
<p>Yukarıda belirtilen hallerde kanun kapsamında aşağıda belirtilen haller yalnızca belirli Kanun hükümlerinden istisna tutulmakta olup, bunun dışında kalan Kanun hükümlerine ise tabidirler. Kanunun amacına ve temel ilkelerine uygun ve orantılı olma şartıyla Kanunda veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünün düzenlendiği 10. madde, zararın giderilmesini talep etme hakkı hariç olmak üzere ilgili kişinin haklarının düzenlendiği 11. madde ve Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünün düzenlendiği 16. madde hükümleri, belirtilen faaliyet alanları ile sınırlı olmak üzere uygulanmamaktadır. Bu kapsamda, Kanunun amacına ve temel ilkelerine uygun ve orantılı olma şartı ile muaf tutulmuşlardır.</p>
<h4><strong>Kişisel Veri Nedir?</strong></h4>
<p>Kişisel veri kavramının sınırlandırılabilir bir tanımı bulunmamaktadır. Bir kişisel veriden söz edebilmek için bazı belirleyici durumlar vardır. Buna göre bir gerçek kişiyi belirli veya belirlenebilir kılan her türlü bilgi kişisel veridir. Örneğin, kişinin adı soyadı, yaşı, telefon numarası, araç plakası, pasaport numarası, özgeçmişi, resmi, parmak izi, ses kaydı, sağlık bilgileri, hobileri, e-posta adresi vb. tüm bilgileri kişisel veri olarak tanımlanmaktadır. Takma isim dahi kişinin tanımlanmasında ve belirlenmesine tek başına yeterli ise kişisel veri kapsamında korunması gerekli verilerdendir.</p>
<h4><strong>Özel Nitelikli Kişisel Veri</strong></h4>
<p>Kanun koyucu bazı kişisel verilerin 3.kişiler tarafından öğrenilmesinin daha ağır sonuçlara yol açabileceği düşüncesinden yola çıkarak işbu verinin daha çok korunmasını ve bunlar için kişisel veri ihlali halinde uygulanacak cezalarla güvence altına alınmasını sağlamıştır. Bunlar sınırlı sayıda olup genişletilemez.</p>
<p><strong><em>Irk, etnik köken, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep veya diğer inançlar, kılık ve kıyafet, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlık, cinsel hayat, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili veriler ile biyometrik ve genetik veriler</em></strong> kanun tarafından özel nitelikli veri olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>İşbu verilerin işlenmesi için ilgili kişinin açık rıza vermesi gereklidir. Ancak kanun açık rıza aranmasında bazı ayrımlara gitmiştir.</p>
<ul>
<li>Sağlık ve cinsel hayat dışındaki özel nitelikli kişisel veriler, ancak kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.</li>
<li>Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.</li>
</ul>
<h4><strong>Kişisel Verilerin Korunması Kapsamında Kişisel Verilerin İşlenmesi</strong></h4>
<p>Kişisel verilerin işlenmesi, kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak şartıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, saklanması, değiştirilmesi, yeniden tanzim edilmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, tasniflendirilmesi ya da kullanılmasının engellenmesi gibi kişisel veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi ifade etmektedir.</p>
<p>Örneğin bir bilginin flaş bellekte saklanması da ilgili veri ile hiçbir işlem yapılmamış olsa da veri işleme faaliyeti olarak nitelendirilmektedir.</p>
<p>Kişisel verilerin avukat yardımı ile işlenmesi idari ve cezai yaptırımlarla karşılaşma ihtimalini azaltacak veya ortadan kaldıracaktır. Dolayısıyla kişisel verilerin korunması avukat veya hukukçu desteği ile daha temelli bir zemine oturtulacak ve önleyici hukukun uygulanması ile hakların zarar görmesinin önüne geçilebilecektir.</p>
<h4><strong>Kişisel Verilerin İşlenmesi Şartları </strong></h4>
<p>Kişisel veri işleme için bazı şartlar öngörülmüştür. Kişisel verilerin korunması amacıyla verilerin hukuka uygun işlenebilmesi kanunun 5. Maddesinde belirtilen şartlardan en az birinin gerçekleşmesine bağlı tutulmuştur. Buna göre;</p>
<h5><strong> Açık Rıza :</strong></h5>
<p>Öncesinde bilgilendirilmiş, hiçbir baskı kurulmaksızın tamamen özgür irade ile işlenecek veriyle sınırlı olmak kaydıyla kişinin açık rızası alınmalıdır. Kişisel verilerin açık rıza ile ve yine kişisel verilerin bilgilendirme yapılarak alınması gerekmektedir. KVVK açık rıza alınmasını veri sahibini korumak amacıyla zorunlu kılmıştır.</p>
<h5><strong> Kanunlarda Açıkça Öngörülmesi :</strong></h5>
<p>Kişisel verilerin işlenmesi ile ilgili kanunda açıkça bir düzenleme olması halinde kişisel verinin işlenmesi mümkündür. Örneğin Bankacılık Kanunu m. 42 uyarınca bankalar nezdinde tutulan müşteri bilgilerinin işlenmesi kanunda açıkça düzenlendiği için hukuka uygun bir veri işleme faaliyetidir.</p>
<h5><strong> Fiili İmkânsızlık Nedeniyle Rızasını Açıklayamayacak Durumda Bulunan veya Rızasına Hukuki Geçerlilik Tanınmayan Kişinin Kendisinin Ya Da Bir Başkasının Hayatı Veya Beden</strong><br />
<strong>Bütünlüğünün Korunması İçin Zorunlu Olması</strong> :</h5>
<p>Örneğin kaçırılan ve kendisinden haber alınamayan bir kişinin yerinin tespiti için cep telefonu sinyallerinin elde edilmesi veya araç plakasından kamera kayıtlarının çıkarılması gibi veri işleme faaliyeti hukuka uygundur. Zira bu halde kişinin rızasının var olduğu düşünülmelidir.</p>
<h5><strong> Bir Sözleşmenin Kurulması veya İfasıyla Doğrudan Doğruya İlgili Olması Kaydıyla, Sözleşmenin Taraflarına Ait Kişisel Verilerin İşlenmesinin Gerekli Olması :</strong></h5>
<p>Buna göre kişisel veri işleme faaliyetinin sözleşmesel çerçeve dâhilinde ve yalnızca sözleşmenin tarafları arasında olması amaçlanmalıdır. Örneğin satıcı firmanın alıcının adresini kargo şirketiyle paylaşması bu duruma örnek gösterilebilir.</p>
<h5><strong> Veri Sorumlusunun Hukuki Yükümlülüğünü Yerine Getirebilmesi İçin Zorunlu Olması :</strong></h5>
<p>İşverenin işçisine maaş ödemesi yapabilmesi için işçinin banka hesap bilgisini işlemesi zorunlu olduğundan bu halde bir kişisel verinin ihlali söz konusu olmayacaktır.</p>
<h5><strong> İlgili Kişinin Kendisi Tarafından Alenileştirilmiş Olması :</strong></h5>
<p>Buna göre kişinin kendisine ait bilgiyi herkesin görebileceği bir ortama sunmasında rızasının varlığından söz edilebilecektir. Ancak burada da dikkat edilmesi gerekli husus kişinin bu bilgiyi alenileştirme amacına aykırı olmamak kaydı ile verinin işlenmesidir. Örneğin bir avukatın kartvizitini vermiş olduğu müvekkili avukatı hukuki danışmanlık harici bir sebeple avukata reklam vs. amaçlarla mesaj atamaz veya telefonla arayamaz.</p>
<h5><strong> Bir Hakkın Tesisi, Kullanılması veya Korunması İçin Veri İşlemenin Zorunlu Olması :</strong></h5>
<p>Kişilere bir hakkın tesis edilmesi, kullandırılması veya ilgili kişilerin haklarının korunması için ihtiyaç duyulması halinde veri sorumluları tarafından kişisel veri işlenebilecektir. Vasi tayin edilen kişinin kısıtlı ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında işlem yapması için onun bilgilerini işlemesi örnek olarak gösterilebilir.</p>
<h5><strong> Veri Sorumlusunun Meşru Menfaatleri İçin Veri İşlemenin Zorunlu Olması :</strong></h5>
<p>Bunun yapılabilmesi kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar verme şartı getirilmiştir. Bu halde aşağıdaki hususların birlikte gerçekleşmesi önem arz etmektedir:</p>
<ul>
<li>Menfaatin veri sorumlusuna ait olması</li>
<li>Menfaatin meşruluğu</li>
<li>Veri sorumlusunun meşru menfaati ile ilgili kişinin temel hak ve özgürlükleri arasında dengenin varlığı</li>
</ul>
<h4><strong>Kişisel Verilerin İşlenmesinde Temel İlkeler</strong></h4>
<p>Kişisel verileri işleme işleminin hukuka uygun halde olabilmesi için bir çerçeve çizilmiş, buna bağlı olarak birtakım ilkelerle kişisel verilerin korunması amaçlanmıştır. Buna göre;</p>
<ul>
<li>Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygunluk</li>
<li>Doğruluk ve güncellik</li>
<li>Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenmek</li>
<li>İşlendikleri amaçla bağlantılık, sınırlılık ve ölçülülük</li>
<li>İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme kişisel verilerin işlenmesinde uyulması zorunlu ilkelerdir.</li>
</ul>
<h4><strong>Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi</strong></h4>
<p>Kişisel Verilerin Koruması Kanunu’nun 7. maddesi “Bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. (2) Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesine ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır. (3) Kişisel verilerin silinmesine, yok edilmesine veya anonim hâle getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükmünü haizdir. Bu kanun hükmüne göre usulüne uygun şekilde işlenen verilerin, işlenmeyi gerektiren sebeplerin ortaya çıkmasıyla veri sorumlusu tarafından veya ilgili kişinin talebi ile silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi gerekmektedir. Örneğin market alışverişi ile dâhil olunacak çekiliş işlemleri için verilen kimlik bilgileri ile telefon bilgileri çekiliş sonrasında veri sorumlusu tarafından derhal silinmeli ve yok edilmelidir.</p>
<p>Kanun maddesinde de belirtildiği üzere Kişisel Verileri Koruma Kurulunca hazırlanan “Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Yönetmeliği” 28.10.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yine bu anlamda kurum tarafından hazırlanan <em>Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Rehberi</em>’ne <a href="https://www.kvkk.gov.tr/yayinlar/K%C4%B0%C5%9E%C4%B0SEL%20VER%C4%B0LER%C4%B0N%20S%C4%B0L%C4%B0NMES%C4%B0,%20YOK%20ED%C4%B0LMES%C4%B0%20VEYA%20ANON%C4%B0M%20HALE%20GET%C4%B0R%C4%B0LMES%C4%B0%20REHBER%C4%B0.pdf"><strong><u>bu adresten</u></strong></a> ulaşım sağlayabilirsiniz.</p>
<p><strong><em>Kişisel verinin silinmesi</em></strong>, yukarıda da bahsettiğimiz şekilde çekiliş sonrası çekilişe katılım sağlayan kişilere ait kişisel verilerin bir daha erişilemez hale getirilmesi şeklinde gerçekleşebilecektir.</p>
<p><strong><em>Kişisel verilerin yok edilmesi</em></strong> hususuna,  ses kaydı olan bir kişinin ses kaydının muhafaza edildiği harici bellek aygıtının parçalanması veya yakılması örnek olarak gösterilebilecektir.</p>
<p><strong><em>Kişisel verilerin anonim hale getirilmesi</em></strong> ise, giyim sektöründeki bir firmanın mağazasından alışveriş yapan müşteri bilgilerinden faydalanmak suretiyle genel anlamda bir istatistik bilgiye ulaşması şeklinde örneklendirilebilir. Müşteri bilgileri kişiye zarar vermeyecek bir boyuta taşınmış olacak ve istatistiki veri haline dönüşecektir.</p>
<p>Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nda yer alan kişisel verilerin işlenmesine ilişkin şartların tamamının ortadan kalkması durumunda kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.</p>
<h4><strong>Veri Sorumlusunun Aydınlatma Yükümlülüğünün Kapsamı</strong></h4>
<p>KVKK, kişisel verileri işlenen ilgili kişilere bu verilerinin kim tarafından, hangi amaçlarla ve hukuki sebeplerle işlenebileceği, kimlere hangi amaçlarla aktarılabileceği hususunda bilgi edinme hakkı tanımakta, bu hususları, veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğü kapsamında ele almaktadır. Buna göre veri sorumlusu, Kanunun 10. maddesi çerçevesinde kişisel verilerin elde edilmesi sırasında bizzat veya yetkilendirdiği kişi aracılığıyla aşağıdaki bilgileri ilgili kişiye sağlamakla yükümlüdür:</p>
<ul>
<li><em>Veri sorumlusunun ve varsa temsilcisinin kimliği,</em></li>
<li><em>Kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği,</em></li>
<li><em>Kişisel verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceği,</em></li>
<li><em>Kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi,</em></li>
<li><em>11. maddede sayılan diğer hakları.</em></li>
</ul>
<p>Veri işleme faaliyetinin ilgili kişinin açık rızasına bağlı olduğu veya faaliyetin Kanundaki diğer bir şart kapsamında yürütüldüğü durumlarda da veri sorumlusunun ilgili kişiyi bilgilendirme yükümlülüğü devam etmektedir. Dolayısıyla, ilgili kişi, kişisel verisinin işlendiği her durumda aydınlatılmalıdır.</p>
<p>Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi herhangi bir şekil şartına bağlı tutulmamıştır. Ancak aydınlatma yapılırken belli konulara dikkat edilmelidir. Şöyle ki;</p>
<ul>
<li>İlgili kişiye yapılacak aydınlatma(bildirim) sade ve anlaşılır düzeyde olmalıdır.</li>
<li>Veri işlemenin amacının meşru, sınırları belirlenmiş olduğu açık ve doğru bir şekilde ilgili kişiye aktarılmalıdır.</li>
<li>Aydınlatma metni belirsiz ve teknik terimlerden arındırılmış ve anlaşılır olmalıdır.</li>
<li>Aydınlatma metinlerinde yanlış, hatalı veya eksik bilgi bulunmamalıdır.</li>
<li>Aydınlatma mümkün olan her şekilde(e-posta, mail, sms vs.) ilgili kişiye yapılmalıdır.</li>
<li>Veri işleme şartları gerçekleşmiş dahi olsa yine de aydınlatma yapılmalıdır.</li>
<li>Veri sorumlusu ilgili kişiyi aydınlattığını ispat etmekle yükümlüdür. KVVK aydınlatma metni imzalatılmasını zorunlu kılmamıştır. Ancak sözlü olarak yapılacak aydınlatma ispat yapılabilmesi açısından sakıncalı sonuçlar doğurabilecektir.</li>
</ul>
<p>Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun hazırlamış olduğu <em>“Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesi Rehberi”</em> ne yine <a href="https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/5394/Aydinlatma-Yukumlulugunun-Yerine-Getirilmesi-Rehberi"><strong><u>bu adresten</u></strong></a> ulaşım sağlayabilirsiniz.</p>
<h4><strong>İlgili Kişinin Hakları</strong></h4>
<p>KVKK 11. madde çerçevesinde herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili;</p>
<ol>
<li>Kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme,</li>
<li>Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,</li>
<li>Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,</li>
<li>Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,</li>
<li>Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme,</li>
<li>Kanunun 7. maddesinde öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme,</li>
<li>Maddenin (d) ve (e) bentlerinde belirtilen düzeltme, silme ve yok etme talepleri doğrultusunda yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,</li>
<li>İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,</li>
<li>Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahiptir.</li>
</ol>
<p><strong>Kişisel verinin korunması için ilgili kişi tarafından izlenecek yol; </strong><em>ilgili kişinin öncelikle veri sorumlusuna işbu kanun maddesinde belirtilen talebini iletmesidir. Talebi alan veri sorumlusu <strong>en kısa sürede ve en geç 30 gün içerisinde</strong> ilgili kişiye cevap vermesi gerekmektedir. Başvurunun reddedilmesi veya ilgili kişiye yetersiz gelmesi halinde ilgili kişi <strong>30 gün içinde</strong>; hiç cevap verilmemesi halinde ise <strong>60 gün içerisinde </strong>Kurula şikâyet yoluna gidilebilecektir.  İlgili kişinin veri sorumlusuna başvurmaksızın doğrudan Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikâyet yoluna gitmesi mümkün değildir.</em></p>
<h4><strong>Veri Sorumlusuna Başvuru</strong></h4>
<p>İlgili kişiler veri sorumlusuna yazılı olarak veya “<a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/03/20180310-6.htm"><u>Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ</u></a>”de düzenlenen ve Kurulca belirlenen yöntemlerden biri ile başvuru yapabilir.<strong> Veri sorumlusu cevabını ilgili kişiye yazılı veya elektronik ortamda bildirir.</strong></p>
<p>Veri sorumlusu başvuruda yer alan talepleri,  niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde <strong>ücretsiz olarak</strong> sonuçlandırır. Ancak, işlemin ayrıca bir maliyeti gerektirmesi hâlinde, Kurulca belirlenen tarifedeki ücret alınabilir. Buna göre, ilgili kişinin başvurusuna yazılı olarak cevap verilecekse, on sayfaya kadar başvuru ücreti alınmaz. On sayfanın üzerindeki her sayfa için 1 Türk Lirası başvuru ücreti alınabilir.</p>
<h4><strong>Kişisel Verileri Koruma Kurulu ve Şikâyet</strong></h4>
<p>İlgili kişi, veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz ve her halde veri sorumlusuna başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kurula şikâyette bulunabilir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz üzere kanunda terditli bir başvuru usulü düşünülmüş, doğrudan şikâyet yolu öngörülmemiştir. Dolayısıyla başvuru yapmak zorunlu, şikâyet ise ihtiyaridir. Bunun sonucu olarak da başvurusu reddedilen ya da yetersiz gelen ilgili kişi şikâyet ile adli ve idari yargı mercilerine başvuru yapabilecektir. Böylelikle hakları ihlale uğrayan gerçek kişiler aynı zamanda tazminat davası da açabileceklerdir.</p>
<p>İhbar ve şikâyetlerin, işleme konulabilmesi için 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 6. maddesinde belirtilen hükümlere uygun olarak Kuruma sunulması gerekmektedir.</p>
<p>Kurul hem şikâyet üzerine hem de re’sen inceleme yapma yetkisine sahiptir. Ancak bu yetki konusuna münhasır bir yetkidir.</p>
<p>Veri sorumluları Kurulun talep ettiği her türlü bilgi ve belgeyi 15 gün içerisinde Kurula iletmek zorundadır. Kişisel Verilerin Korunması Kurulu 60 günlük süre içerisinde ilgili kişiye cevap vermelidir. Bu süre içerisinde cevap verilmediği takdirde söz konusu talep reddedilmiş sayılacaktır. İşbu 60 günlük süre sonunda ilgili kişi idari yargıya başvuru hakkına sahiptir.</p>
<p>Şikâyet üzerine veya resen yapılan inceleme sonucunda, ihlalin varlığının anlaşılması hâlinde Kişisel Verilerin Korunması Kurulu, tespit ettiği hukuka aykırılıkların veri sorumlusu tarafından giderilmesine karar vererek ilgililere tebliğ eder. Bu karar, tebliğden itibaren gecikmeksizin ve en geç otuz gün içinde yerine getirilir. Kurul gerekmesi halinde ilke kararları da alabilme yetkisini haizdir.</p>
<h4><strong>Veri Sorumluları Siciline Kayıt </strong></h4>
<p>Veri Sorumluları Sicili, veri sorumlularının kaydedildiği, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun gözetiminde Başkanlık tarafından kamuya açık olarak tutulan sicildir. KVVK geçici maddesinde “Veri sorumluları, Kurul tarafından belirlenen ve ilan edilen süre içinde Veri Sorumluları Siciline kayıt yaptırmak zorundadır.” hükmü yer almaktadır. Buna göre Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğü olan veri sorumluları, kişisel veri işleme faaliyetine başlamadan önce Sicile kayıt olmak zorundadır.</p>
<p>VERBİS nedir sorusunu son zamanlarda sıklıkla duymaktayız. Kanunun 16. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddeleri gereği Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi (VERBİS) hazırlanarak kullanıma açılmıştır. İstisnalar hariç olmak üzere, kişisel verileri işlemekte olan gerçek ve tüzel kişiler VERBİS sistemine kaydolmakla yükümlüdür.</p>
<h4><strong>Verbis Kayıt İşlemi Gerçekleştirmesi Gerekenler</strong></h4>
<p>Kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişiler, veri işlemeye başlamadan önce Veri Sorumluları Siciline kaydolmak zorundadır. Ancak, işlenen kişisel verinin niteliği, sayısı, veri işlemenin kanundan kaynaklanması veya üçüncü kişilere aktarılma durumu gibi Kurulca belirlenecek objektif kriterler göz önüne alınmak suretiyle, Kurul tarafından, Veri Sorumluları Siciline kayıt zorunluluğuna istisna getirilebilir. Ayrıca Kanunun 28. maddede kapsamındaki hallerde de veri sorumlularının sicile kayıt yükümlülüğü bulunmamaktadır.</p>
<h4><strong>Veri Sorumluları Siciline Kayıt Başvurusu</strong></h4>
<p>VERBİS sistemi ile sicile kayıt başvurusu bir bildirimle yapılır ve bu bildirim şu hususları içerir:</p>
<ol>
<li>Veri sorumlusu ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgileri,</li>
<li>Kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği,</li>
<li>Veri konusu kişi grubu ve grupları ile bu kişilere ait veri kategorileri hakkındaki açıklamalar,</li>
<li>Kişisel verilerin aktarılabileceği alıcı veya alıcı grupları</li>
<li>Yabancı ülkelere aktarımı öngörülen kişisel veriler</li>
<li>Kişisel veri güvenliğine ilişkin alınan tedbirler,</li>
<li>Kişisel verilerin işlendikleri amaç için gerekli olan azami süre</li>
</ol>
<p>Veri sorumluları yukarıdaki hususları içerir bir bildirim ile VERBİS’e kayıt yapılır. Bilgilerde değişiklik olması halinde bu durum derhal Kurul’a bildirilir. Yönetmeliğe göre değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren 7 gün içinde VERBİS üzerinden güncelleme yapılması gerekmektedir.</p>
<h4><strong>VERBİS En Son Kayıt Tarihleri</strong></h4>
<p>VERBİS’e kayıt tarihleri güncellenmiştir. Buna göre yeni belirlenen son kayıt tarihleri makale başlangıcında belirtildiği gibidir.</p>
<p>Kurul kararlarında yer alan <strong><em>yıllık çalışan sayısının hesaplanması için</em></strong> öncelikle tamamlanmış<br />
bir yıl olması ve bu tamamlanmış yıl içerisindeki 12 aydan en az 7 sinin her birinde veri sorumlusunca<br />
yetkili kamu kurum ve kuruluşlarına aylık verilmekte olan prim ve muhtasar beyannamede bildirilen<br />
çalışan sayısının dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu 7 ayın aynı yıl içerisinde olmak<br />
kaydıyla ardışık olması zorunlu değildir. Buna göre, bir veri sorumlusunun 2017 yılı içerisinde Sosyal<br />
Güvenlik Kurumuna vermiş olduğu muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinden en az 7 sinin her<br />
birinde bildirmiş olduğu çalışan sayısının 50 den çok olması halinde kayıt yükümlülüğü 01.10.2018<br />
tarihinde başlamış olacaktır.</p>
<p>Kurul kararlarında yer alan <strong><em>yıllık mali bilanço toplamının hesaplanması için</em></strong> öncelikle tamamlanmış<br />
bir yıl olması ve bu tamamlanmış yıl içerisinde veri sorumlusu tarafından yetkili kamu kurumuna<br />
yıllık olarak verilmekte olan gelir veya kurumlar vergisi beyanname ekindeki mali tablolarda “aktif ”<br />
ya da “pasif ” bölümde yer alan toplam rakamı esas alınmalıdır.</p>
<p>Kurul kararlarında yer alan <strong><em>ana faaliyet konusunun özel nitelikli kişisel veri işleme olup<br />
olmadığının tespitinde</em></strong>, veri sorumlularının en çok katma değer ürettiği faaliyetleri veya yürüttükleri temel iş ve görevleri gereği özel nitelikli kişisel veri işlenmesi durumunun söz konusu olup olmadığı dikkate alınır. Diğer bir deyişle burada değerlendirilmesi gereken; veri sorumlularının herhangi bir faaliyeti içerisinde özel nitelikli kişisel verinin işleniyor olması değil, ana faaliyetleri kapsamında yürütmekte oldukları işlerinin konusunun özel nitelikli kişisel veri olup olmadığıdır.</p>
<h4><strong>Sicile Kayıt Yükümlülüğünden İstisna Veri Sorumluları</strong></h4>
<p>Kişisel Verileri Koruma Kurulunca bazı veri sorumluları için VERBİS’e kayıt yükümlülüğüne istisna getirilmiştir. Bunlar farklı kurul kararları ile tanzim edilmiş olup; otomatik olmayan yollarla kişisel veri işleyenler, noterle, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, sendikalar, avukatlar, serbest muhasebeci mali müşavirler, yeminli mali müşavirler 15.05.2018 tarihli Resmi Gazete’de; gümrük müşavirleri, arabulucular, yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den az olup ana faaliyet konusu özel nitelikli veri işleme olmayanlar 18.08.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kurul kararları ile kayıttan istisna tutulmuşlardır.</p>
<p>İstisna tutulmayan bütün veri sorumluları VERBİS sistemine kayıt olmak zorundadır. İşbu kayıt zorunluluğuna uymayan veri sorumluları 20 Bin TL’den 1 Milyon TL’ye kadar idari para cezasıyla karşılaşabilecektir.</p>
<h4><strong>Kişisel Verilere İlişkin Suçlar ve Cezai Yaptırımlar</strong></h4>
<p>Kişisel verilere ilişkin suçlar ve cezai yaptırımlar 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerine (md. 135-140) atıf yapılmak suretiyle düzenlenmiştir. Ayrıca, kişisel verileri yok etmeyenlerin ise Türk Ceza Kanununun 138. maddesine göre cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aydınlatma ve veri güvenliğini sağlama, Kurul kararlarını yerine getirme ile Sicile kayıt ve bildirim yükümlülüklerine aykırı davranılması kabahat olarak öngörülerek idari para cezası yaptırımına bağlanmıştır. İdari yaptırımlara Kurul tarafından karar verilecek olup, verilen yaptırım kararlarına karşı yargı yolu açıktır.</p>
<p>KVKK cezalar anlamında Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümlerine atıfta bulunmuştur. KVKK <a href="https://www.hmavukatlik.com/">avukat</a> vasıtasıyla daha açık bir şekilde yorumlanabilecek, veri sorumlusu gerçek ve tüzel kişilere daha doğru bir şekilde aktarılabilecektir.</p>
<h4><strong>Veri Sorumlusu ve Veri İşleyen Ayrımı</strong></h4>
<p>Öncelikle cezai ve hukuki yaptırımlara <strong><em>veri sorumluları</em></strong> maruz kalacaklardır. Veri sorumluları gerçek veya tüzel kişi fark etmeksizin kişisel verilerin ne için, hangi amaçla ve ne şekilde işleneceği hususlarını bizzat belirleyendir. Bu kapsamda tüzel kişi veri sorumlusu şirketin kendisidir. Özel hukuk ve kamu hukuk tüzel kişisi fark etmeksizin işbu tüzel kişi veri sorumluları hukuki ve cezai kanun hükümlerine bizzat tabidir.</p>
<p>Şirket bünyesinde oluşturulmuş departmanların, birimlerin(İnsan Kaynakları vb.) ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığından veri sorumlusu olması mümkün değildir. Ancak çok sayıda şirketten oluşan bir şirket topluluğunda her bir şirketin ayrı ayrı veri sorumlusu olarak sorumluluğundan bahsedilebilecektir.  Yine alt işveren asıl işveren ilişkisinde de hem alt işveren hem asıl işverenin veri sorumlusu olarak kabulü gerekir.</p>
<p><strong><em>Veri işleyen</em></strong> ise veri sorumlusu ile aralarında sözlü ya da yazılı olarak yaptıkları kişisel veri işleme sözleşmesi ile veri sorumlusunun bilgisi ve talimatı dahilinde kişisel verileri işleme faaliyetini yürütendir. Şirket çalışanları İnsan Kaynakları birimi veri işleyen olarak nitelendirilebilir. Ancak veri sorumlusunun bilgisi ve talimatı olmaksızın veri işleme faaliyetinde bulunan gerçek veya tüzel kişi, veri sorumlusu kabul edilebilecek cezai ve idari yaptırımlara maruz kalabilecektir.</p>
<p>Kişisel verilerin niçin toplandığı, nasıl muhafaza edileceği, verilerin kimlerle paylaşılacağı kararı veri sorumlusuna aittir. Ancak veri işleyen yalnızca karar mekanizması olan veri sorumlusunun talimatları ile bağlı kişiyi temsil etmektedir. Dolayısıyla verilerin hangi amaçla kullanılacağı, toplanacağı, paylaşılacağı hususlarında ve bunların uygulama yöntem ve metotlarını belirleme noktasında karar verme yetkisine sahip kimse veri sorumlusu olarak nitelendirilebilecektir.</p>
<h4><strong>Kişisel Veri Envanteri</strong></h4>
<p><em><u>Kişisel veri işleme envanteri hazırlama rehberi</u></em> Kurul tarafından örnek olarak yayımlanmıştır. Kişisel veri işleme gerek şirket çalışanları gerekçe şirket avukatları tarafından bizatihi yapılabilmektedir. Gelinen nokta itibariyle birçok şirketin VERBİS kayıt sistemine bildirim yapabilmesi, veri işleme envanteri oluşturması ile mümkündür. Veri işleme envanteri örnekleri tek bir standartta olmayıp her bir şirketin veri giriş-çıkışı, kişisel veri paylaşımı, veri muhafazası için uyguladığı teknik ve metotların ayrı ayrı üzerinde durulması ve buna göre bir yol haritası çizilmesi gerekmektedir.</p>
<p>VERBİS <a href="https://www.hmavukatlik.com/avukat-murat-can-telli/">avukat</a> vasıtasıyla yapılacak kayıtlarla hem daha güvenilir olacaktır hem de kişisel veri hukuku alanında uzman kişilerin destek ve çabalarıyla gerçek ve tüzel kişilerin sorumlulukları hafifletilebilecek veya ortadan kaldırılabilecektir. VERBİS başvuru işlemleri son dönemde şirketler izin elzem hale gelmiştir. Şirketler kişisel veri danışmanlığı hakkında araştırma yapmaya ve kişisel veri avukatları ile iletişime geçerek yardım almaya başlamışlardır.</p>
<p>İşbu yazımız, tamamen bilgilendirme amaçlı olup, Karadeniz ve Samsun&#8217;da Kişisel Verilerin Korunması ile ilgili bilgi ve hukuki danışmanlık talepleriniz için randevu oluşturarak bizimle irtibata geçebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kisisel-verilerin-korunmasi/">Kişisel Verilerin Korunması</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kisisel-verilerin-korunmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vasi, Vesayet ve Kayyım</title>
		<link>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/vasi-vesayet-kayyim/</link>
					<comments>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/vasi-vesayet-kayyim/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Murat Can TELLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2018 07:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HUKUKi BİLGİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hmavukatlik.com/?p=2628</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<p>Vasi-Vesayet Vasi kimdir? Vasi ne demektir? Medeni Kanun vesayet kavramını ilgili hükümlerinde yer vermiştir. Gerek velayet altında bulunmayan küçükler, gerek çeşitli sebeplerden dolayı kendilerini ve mallarını yönetmekten aciz bulunan ergin kişileri korumaya yönelik olan gerekli kuruma vesayet denir. Vesayet organları denilince bir yandan vasilik ve kayyımlık ödevini kullanan kişiler, diğer yandan da onları atayan ve denetleyen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/vasi-vesayet-kayyim/">Vasi, Vesayet ve Kayyım</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<h3><strong>Vasi-Vesayet</strong></h3>
<p><em>Vasi kimdir?</em> <em>Vasi ne demektir?</em> Medeni Kanun vesayet kavramını ilgili hükümlerinde yer vermiştir. Gerek velayet altında bulunmayan küçükler, gerek çeşitli sebeplerden dolayı kendilerini ve mallarını yönetmekten aciz bulunan ergin kişileri korumaya yönelik olan gerekli kuruma vesayet denir. Vesayet organları denilince bir yandan vasilik ve kayyımlık ödevini kullanan kişiler, diğer yandan da onları atayan ve denetleyen makamlar anlaşılır. Bunlar da vesayet daireleri ile vasi ve kayyımdan oluşur.</p>
<p>Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kendisine ve mallarına özen göstermek ve hukuki işlemlerinde onu temsil etmek üzere vesayet makamı tarafından atanan bir vesayet organıdır.</p>
<p>Kayyım ise, bir malın yönetilmesi veya belli bir işin görülmesi için vesayet makamı tarafından atanan bir vesayet organıdır.</p>
<h4><strong>Vesayet Gerektiren haller nelerdir?</strong></h4>
<p>Bu başlık adı altında, vesayet altına alınma nasıl olur, kimler vesayet altına alınır, kimlere vasi tayin edilir konuları üzerinde açıklamalarımızı yapacağız. Vesayeti gerektiren hallerden birisi küçüklük, diğeri ise kısıtlamadır(hacirdir).</p>
<p>Küçükler ergin oluncaya kadar anne ve babalarının velayeti altındadır. Bir küçüğün anne ve babasının her ikisi de ölmüş veya gaipliğine karar verilmiş veya velayet hakkı her ikisinden  de kaldırılmış olursa bu küçük &#8220;velayet altında olmayan küçük&#8221; durumuna girer. Medeni Kanuna göre de velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır. Küçüğün vesayet altına alınması, vesayeti gerektiren bir halin varlığını öğrenen nüfus memurlarının, idari makamların, noterlerin ve mahkemelerin durumu heme yetkili makamlara bildirmeleri sonucu gerçekleşir.</p>
<p>Kısıtlama, erginliğe erişmiş olmakla birlikte bazı sebeplerden dolayı korumaları gereken fiil ehliyetlerinin mahkeme tarafından tamamen kaldırılması veya sınırlandırılmasıdır. Medeni Kanun hangi hallerin kısıtlama sebebi sayılacağını sayılı bir şekilde belirtmiştir. Buna göre;</p>
<p>-Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı</p>
<p>-Savurganlık, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı kötü yönetim,</p>
<p>-1 yıl ve daha uzun süreli hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olma kısıtlama sebepleridir.</p>
<p>Buna göre akıl hastalığı vesayet altına alınma, akıl zayıflığı vesayet altına alınma, bipolar bozukluk vesayet altına alınma sebepleridir. Bununla birlikte zihinsel özürlü vasi tayini, şizofren vasi tayini, yukarıda belirtildiği şekilde hükümlüye vasi tayini gerekecektir.</p>
<p>Bunlardan başka bir de isteğe bağlı kısıtlama vardır. Medeni Kanuna göre &#8220;yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gereği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin, kısıtlanmasını isteyebilir. Dolayısıyla isteğe bağlı kısıtlamada kişinin kısıtlanmayı talep etmesi gerekmektedir. Ayrıca kişinin işlerini gereği gibi yönetmekten aciz olduğunu ispat etmesi gerekir. Bu sebeple yaşlılar, sakat kimseler, yatalak hastalar işlerini gereği gibi yapamadıklarını ispat ettiklerinde ve kısıtlanmayı talep ettiklerinde, vesayet makamı tarafında kısıtlanarak vesayet altına alınırlar.</p>
<p>Kısıtlama kararı kesinleşince hemen kısıtlananın hem nüfusa kayıtlı olduğu, hem de yerleşim yerinin bulunduğu yerde resmi ilan olunur.</p>
<h4><strong>Vasi Atanması- Kimler Vasi Olabilir?</strong></h4>
<p>Hangi şartlarda vasi tayin edilir, hangi şartlarda vasi atanır, kimler vasi olabilir sorularına bu başlık altında cevap vermeye çalışacağız. Bir kimsenin vasi olarak atanabilmesi için ergin ve aynı zamanda vasiliği yürütmeye yetenekli olması şarttır. Bu cümlede belirtilen vasi olma şartları incelendiği vakit, özürlüler ile sağır dilsizler, vasiliğe yetenekli(uygun) değildirler.</p>
<p>Erkekler kadar kadınlar da atanabilirler. Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler, menfaati kendisine vasi atanacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunanlar ile ilgili vesayet dairesi hakimleri bu görev için atanamazlar.</p>
<p>Vasi tayini genellikle kişinin eşi veya yakın kan veya kayın hısımları arasından gerçekleşir.</p>
<p>Vasinin atanmasında yetkili ve görevli vesayet makamı, vesayet altına alınacak kişinin yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesidir. Vesayet makamı bir tek kişiyi atayabileceği gibi birden çok kişiyi de atayabilir. Vasilik süresi 2 yıldır.</p>
<h4><strong>Vasilikten Kaçınma ve Vasiliğe İtiraz</strong></h4>
<p>Vasiliğe atanan kişi, bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak 10 gün içinde vesilikten kaçınma hakkını kullanabilir. İlgili olan herkes, vasinin atandığını öğrendiği günden başlayarak 10 gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir. Vesayet makamı, vasilikten kaçınma veya itiraz sebebini yerinde görürse yeni bir vasi atar; yerinde görmediği takdirde bu konudaki görüşü ile birlikte gerekli kararı vermek üzere durumu denetim makamına bildirir.</p>
<h4><strong>Geçici Vesayet (Geçici Vasilik)</strong></h4>
<p>Vasilikten kaçınıldığı veya vasiliğe itiraz edildiği hallerde, kaçınma ve itirazların yargısal incelemesinin belirli bir zaman alacağı kesindir. Medeni kanuna göre vasiliğe atanan kimse, vasilikten kaçınmış veya atanmasına itiraz edilmiş olsa bile, yerine bir başkası atanıncaya kadar vasiye ait görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Bu takdirde geçici vasi olan kişi zorunlu işleri yapmakla yükümlüdür.</p>
<h4><strong>Vasi Ücreti</strong></h4>
<p>Vasinin yüklendiği vesayet görevinin gerek bir yönüyle kamusal bir görev ifası niteliğinde olması diğer yönüyle de vasi ve vesayet altındaki kişi arasındaki bir yasa kaynaklı bir vekalet ilişkisine dayanması sadece talep etmesi halinde vasiye bir ücret ödenmesine olanak tanımaktadır. Vasi, vesayet altındaki kişinin mal varlığından, olanak bulunmadığı takdirde Hazineden karşılanmak üzere kendisine bir ücret verilmesini isteyebilir.</p>
<p>Ödenecek ücret, yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen mal varlığının geliri göz önünde tutulmak suretiyle her hesap dönemi için vesayet makamınca belirlenir.</p>
<h4><strong>Vasinin Görevleri</strong></h4>
<p>Vasi ne yapar, vasi hangi işlemleri yapabilir gibi soruların cevabını bu başlık altında bulabilirsiniz.</p>
<p><strong><em>Defter Tutma:</em></strong> Vasiye görevine başlarken öncelikli olarak sulh hukuk mahkemesinin görevlendireceği bir kişi ile birlikte vesayet altındaki kişinin mal varlığına ilişkin defteri(envanteri) hazırlama yükümü yüklenmiştir. Vesayet altındaki kişinin mallarının defterinin tutulması fiili, vasinin görevinin başlamasıyla bir zorunluluk olarak ortaya çıkar.</p>
<p><strong><em>Değer Taşıyan Eşyaların Saklanması:</em></strong> Kıymetli evrak, değerli eşya, önemli belge ve benzerleri, mal varlığının yönetimi bakımından bir sakınca yoksa, vesayet makamının gözetimi altında güvenli bir yere konulur.</p>
<p><strong><em>Menkullerin Satımı:</em></strong> Vesayet altındaki kişinin menfaati gerektirirse değerli şeylerin dışındaki taşınırlar, vesayet makamının vereceği talimat uyarınca açık artırma ile satılır.</p>
<p><strong><em>Taşınmazların Durumu:</em></strong> Vasi ev satabilir mi? Medeni Kanunu m.444,  vesayet altındaki kişilerin taşınmazlarının satışını, vesayet altındaki kişinin menfaatinin zorunlu kıldığı hallerde bir tamamlayıcı olgu olarak vesayet makamının iznine bağlamıştır. Satışın öncelikle vesayet altındaki kişinin menfaatine olması gerekir. Bu menfaatin olduğu durumlarda ancak vesayet makamının izni ile olanaklıdır.</p>
<p><strong><em>Vesayet Altındaki Kişinin Temsili:</em></strong> Vesayet altındaki kişi, kendisine atanan vasi tarafından temsil edilmektedir, bu anlamda vesayet altındaki kişinin aynı zamanda yasal temsilcisidir.</p>
<p>Eğer vesayet altındaki kişi tam ehliyetsiz ise, vasi vesayet altındaki kişi hesabına olan işlemleri MK m. 449&#8217;daki yasak işlemler dışında bizzat kendisi yapmak zorundadır.</p>
<p>Vesayet altındaki kişi, sınırlı ehliyetsiz ise, vasi vesayet altındaki kişi hesabına olan işlemleri MK m. 449&#8217;daki yasak işlemler dışında bizzat kendisi yapabileceği gibi, kendisinin izniyle bizzat vesayet altındaki kişi dahi yapabilir veya izinsiz yapılan hukuki işlemi vasi sonradan icazet vererek başından itibaren geçerli kılabilir. Burada önemli olan nokta, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanımı haricinde, vesayet altındaki kişinin karşılıksız kazandırmaları bakımından vasinin yasal temsil yetkisine dayalı olarak işlem yapabilme olanağının mevcudiyetidir.</p>
<p>Örneğin vasi boşanma davası açabilir mi, vasi reddi miras yapabilir mi şeklindeki sorulara net cevap verebilmek mümkün değildir. Her olay kendi özelliğine göre farklılıklar gösterebilecektir. Kısıtlılık halinin ne olduğu önem arz etmektedir. Bu halde uzman ve deneyimli ofis avukatlarımızla lütfen irtibata geçmekten çekinmeyiniz.</p>
<h4><strong>Kayyımlık</strong></h4>
<p>Kayyım da vesayet organlarındadır; fakat fonksiyonu vasininkinden farklıdır. Gerçekten vasi, vesayet altındaki kimsenin hem kendisine hem de mallarına özen göstermek üzere atandığı halde, kayyım sadece belirli işleri görmek veya bir mal varlığını yönetmek için atanır.</p>
<p>Kayyımlık, atanmasını gerektiren sebeplerin mahiyetine göre temsil kayyımlığı veya yönetim kayyımlığı olmak üzere başlıca iki türlüdür.</p>
<p>Eğer kayyım, bir kimsenin belli bir işini görmek üzere atanmış ise buna temsil kayyımlığı adı verilir.</p>
<p>Eğer kayyım, herhangi bir kimse tarafından yönetilmeyen yani yönetimsiz kalan mallar için gerekli önlemleri almak üzere atanmış ise, buna yönetim kayyımlığı denir. Şirketler kayyım atanmasında, iflas erteleme dosyasında iflası istenen şirkete atanan kayyım, son dönem haberlerde şirket mallarının yönetimi için atanan kayyımlar yönetim kayyımı olarak vesayet makamınca atanmıştır.</p>
<h4><strong>Yasal Danışman</strong></h4>
<p>Kısaca yasal danışmanlığa da değinecek olursak; yasal danışmanlık mahiyeti itibariyle vesayetle ilgili bir kurumdur, fakat vesayet organları arasında sayılmamıştır. Buna göre kısıtlanması için yeteli sebep bulunmamakla birlikte korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye aşağıdaki işlerde görüşü alınmak üzere bir yasal danışman atanır:</p>
<p>-Dava açma ve sulh olma,</p>
<p>-Taşınmazların alımı-satımı ve taşınmazlar üzerinde rehin ve başka bir ayni hak kurulması,</p>
<p>-Kıymetli evrak alım satımı ve rehnedilmesi,</p>
<p>-Olağan yönetim sınırları dışında kalan yapı işleri,</p>
<p>-Ödünç verme ve alma,</p>
<p>-Anaparayı alma,</p>
<p>-Bağışlama,</p>
<p>-Kambiyo taahhüdü altına girme,</p>
<p>-Kefil olma</p>
<p>Kendisine yasa danışman atanan ergin kişinin fiil ehliyeti yukarıda sayılan işlemler bakımından sınırlandırılmıştır; zira bu kişi, söz konusu işlemleri yapmadan önce yasal danışmanın görüşünü almak zorundadır; onun olumlu görüşünü almadan yaptığı hukuki işlemler, tek taraflı bağlamazlık yaptırımına tabidir.</p>
<h4><strong>Vesayet Davası ve Vesayet Davası Şartları </strong></h4>
<p>Vesayet ve vasilik konusuna yukarıda ayrıntısıyla değindikten sonra sizlerin konu ile ilgili yeterince bilgi sahibi olduğunuz kanısındayız. Günümüzde özellikle, akıl hastalığı ve yaşlılık sebebiyle bir çok kişi hukuki işlemlerin idaresinde ve yönetilmesinde sıkıntılarla karşılaşmaktadır. Vasilik kurumu da bunun için vardır. Bir çok kişi vasi olmanın hak ve yükümlülüklerini bilmeden, internet ortamından edindiği eksik ve yanlış bilgilerle arzuhalcilere yazdırmış olduğu dilekçelerle başvurular yapmaktadır. Ancak bu gibi durumlarda çokça hak ihlalleri ve mağduriyetler yaşanmaktadır. Dava şartları yukarıda anlatılanlar doğrultusunda değerlendirilecektir. Bunun için uzman bir avukat vasıtasıyla işlemlerini yürütmeniz sizin yararınıza olacaktır.</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/vasi-vesayet-kayyim/">Vasi, Vesayet ve Kayyım</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/vasi-vesayet-kayyim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>20</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reddi Miras Davası</title>
		<link>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/reddi-miras-davasi/</link>
					<comments>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/reddi-miras-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Murat Can TELLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2018 07:22:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HUKUKi BİLGİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hmavukatlik.com/?p=2626</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<p>Reddi Miras Davası Nedir? Reddi Miras Davası Nasıl Açılır? Medenini kanunda düzenlenen miras ilkesi gereğince ölen kişinin varlıkları yasal ve atanmış mirasçılarının üzerine geçer. Mal varlıkların mirasçılar üzerine geçmesini sağlamak için herhangi bir irade gösterilmesine gerek yoktur. Bu nedenle vefat eden kişinin varsa borçları da yasal ve atanmış mirasçılarının mesuliyeti altına girer. Mirasçılar, vefat edenin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/reddi-miras-davasi/">Reddi Miras Davası</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<h3><strong>Reddi Miras Davası Nedir? Reddi Miras Davası Nasıl Açılır?</strong></h3>
<p>Medenini kanunda düzenlenen miras ilkesi gereğince ölen kişinin varlıkları yasal ve atanmış mirasçılarının üzerine geçer. Mal varlıkların mirasçılar üzerine geçmesini sağlamak için herhangi bir irade gösterilmesine gerek yoktur. Bu nedenle vefat eden kişinin varsa borçları da yasal ve atanmış mirasçılarının mesuliyeti altına girer. Mirasçılar, vefat edenin borçlarını ödemekle yükümlü hale gelirler.</p>
<p>Böyle bir durumun yaşanması halinde medeni hukuk, varislerin <strong>reddi miras</strong> <strong>davası</strong> açmasına ruhsat verir. Yasal mirasçılar, külli halefiyet kaidesinde kendileri üzerine geçen tüm borçların reddine dair hukuki süreci ölen kişinin mirasının üzerlerine geçmesinden itibaren açabilirler. Bunun için reddi <strong>miras davası avukatı</strong> aracılığıyla sulh hukuk mahkemesine dava dilekçesinin yazılması ve yasal işlemlerin başlanması gerekir.</p>
<h4><strong>Külli halefiyet ilkesi nedir?</strong></h4>
<p>Medeni hukukun 599.maddesinde yer alan külli halefiyet kavramı; vefat eden kişinin mal ve varlıklarının kanuni varislerine geçtiğini teminat altına alan kavramdır. Bu sayede, varislerin herhangi bir dilekçe ve benzeri yasal işlemlere gereksinim duymaksızın vefat eden kişinin malları hakkında tasarruf sahibi olabilirler. Bu durum vefat eden kişinin borçlarının da varisler üzerine intikalini kapsar. Vefat edenin sahip olduğu mal ve varlıklar arasına borçları da girer.</p>
<p>Yine medeni hukukta yer alan 605-618 arasındaki maddeler <strong>reddi miras</strong> hakkını tanımlar. Varislerin vefat eden kişiden intikal eden borç ve alacakların yükümlülüklerinden feragat etmelerini sağlayan <strong>reddi miras davası</strong> tüm maddi tasarrufların iptalini mümkün kılar. Mirası bulunan kişiden gelecek mal veya borçların reddine dair dava ancak miras bırakacak kişinin ölümünden sonra açılabilir. Ancak kişinin hayatta olması durumunda da yasal varisler mirastan feragat sözleşmesi veya miras hakkının temlikine dair irade ortaya koyabilir.</p>
<p><strong>Reddi miras davası</strong> iki şekilde açılabilir. Bunlardan birincisi, mirasın gerçek reddini sağlar. Diğeri ise, mirasın hükmen reddini kapsar.</p>
<p><strong>Mirasın gerçek ve hükmen reddi</strong></p>
<p>Medeni kanunun 609.maddesinde belirtilen reddi miras davasına ilişkin gerçek ret talebi; ergin ve seçme yetisi bulunan kişilerin sulh hukuk mahkemelerine müracaat ederek ilgili mirasın yasal sorumluluklarına itiraz etmeye dayanır. Kişi, mirasla ilgili hiçbir şart olmaksızın tasarrufu reddeder ve böylece vefat eden kişiden kalan borçları ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. Yine ergin olmayan kişilerin yasal temsilcileri, sulh hukuk mahkemesine beyanat vererek miras reddinde bulunabilir. Vekalet verilen kişilerin de miras reddetme hakları bunun gibidir. Mirasın gerçek reddinde şart şerhi aranmaz. Herhangi bir şartın getirilmesi halinde ise, mirasın reddi kabul edilmez ve mirastan doğan yasal yükümlülükler varislere intikal edebilir.</p>
<p>Medeni kanunun 614.maddesindeki sonradan gelen mirasçı hükmü bunun dışındadır. Varislerin <strong>reddi miras davası açma</strong> girişiminden sonra gelen mirasçıların lehine ret talebi verilebilir. Mirasın yasal tasfiyesine geçilmeden yapılan tebliğ ile sonradan gelen mirasçıların ret taleplerine cevap vermeleri beklenir. Herhangi bir cevap verilmemesi halinde de mirasın reddi kabul edilir. Buna da hükmen reddi miras denir. Bundan sonraki süreç ise, , iflas hukukuna göre miras malının tasfiyesi şeklinde devam eder.</p>
<h4><strong>Reddi miras davası nasıl açılır?</strong></h4>
<p>Vefat eden kişinin mallarının reddine dair dava, vefat edenin son ikamet ettiği sulh mahkemesine yapılacak ret dilekçesiyle mümkün hale gelir. Buradaki önemli hususun hiçbir şart koşmaksızın mirasın reddinin söz konusu olmasıdır. Herhangi bir şartın açıklanması halinde miras reddi gerçekleşmeyebilir. Kişinin korku, zorlama veya yanıltıcı nedenlerden dolayı mirası reddetmesi halinde iptal başvurusunda bulunulabilir. Ancak bunda geç kalınmaması gerekir.</p>
<h4><strong>Mirasın reddini kapsayan süre nedir?</strong></h4>
<p><strong>Reddi miras davası</strong> açılması için tespit edilen süre 3 aydır. Bu süre, mirası bırakan kişinin ölümünden sonra başlar. Varislerin kendilerine miras kaldıklarını öğrendikleri vakitten itibaren de 3 aylık süre sayılabilir. Ancak bu durumda varislerin kendilerine miras kaldıklarını öğrendikleri süreyi kanıtlamaları gerekebilir.</p>
<p>Resmi defter tutulan durumlarda ise, bu süre bir ay kadardır. Mirasın detaylarının yer aldığı resmi defterin incelenmesi tamamlandıktan sonra varislerin mirası kabul veya ret ettiklerine dair irade göstermeleri gerektiğini bildiren tebliğ ile süre başlar. Bu süre zarfı içerisinde varislerin ilgili sulh mahkemesine gelerek beyanlarını vermeleri gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/reddi-miras-davasi/">Reddi Miras Davası</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/reddi-miras-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Malpraktis Davaları</title>
		<link>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/malpraktis-davalari/</link>
					<comments>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/malpraktis-davalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Murat Can TELLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2017 13:15:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HUKUKi BİLGİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hmavukatlik.com/?p=2619</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<p>Doktor Hatasından Kaynaklı Tazminat Davaları (Malpraktis Davaları) Malpraktis nedir? Malpraktis ne demek? Kısacası doktor hatasından kaynaklı tazminat davası olarak adlandırılmaktadır. Bir sağlık hizmeti ya da hastalığı sebebiyle doktora ya da hastaneye başvuran kişi, tıbbi müdahale, tanı ve tedavi esnasında beklenmedik bir sonuçla karşılaşabilir. Bu halde ilgili tıp kurumuna ya da doktora karşı zararını tazmin amaçlı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/malpraktis-davalari/">Malpraktis Davaları</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<h3><strong>Doktor Hatasından Kaynaklı Tazminat Davaları (Malpraktis Davaları)</strong></h3>
<p>Malpraktis nedir? Malpraktis ne demek? Kısacası doktor hatasından kaynaklı tazminat davası olarak adlandırılmaktadır. Bir sağlık hizmeti ya da hastalığı sebebiyle doktora ya da hastaneye başvuran kişi, tıbbi müdahale, tanı ve tedavi esnasında beklenmedik bir sonuçla karşılaşabilir. Bu halde ilgili tıp kurumuna ya da doktora karşı zararını tazmin amaçlı işbu davayı açabilecektir.</p>
<p>Burada hekimin bilgisizliği, tecrübesizliği sebebiyle yanlış tedavi uygulamak suretiyle hasta olan kişiyi zarara uğratması söz konusudur. Peki yanlış tedaviden kasıt nedir?Yanlış tedavi ne demektir?</p>
<h4><strong>Hukuki anlamda;</strong></h4>
<p>Yanlış tedavi hekimin hastasını tedavi ederken tıp biliminin gerektirdiği tedavi yöntemlerine, tekniklerine ve uygulamalarına aykırı, bilimsel gerçek ve standartları yoka sayarak ya da bilimsellik sınırını aşmak suretiyle yapılan müdahale neticesinde hastanın maddi veya manevi zarara uğraması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla yanlış tedavi tazminat sonucunu doğuracak, yanlış tedavi yapan doktora tazminat davası açılabilecektir.</p>
<h4><strong>Ceza hukuku anlamında ise;</strong></h4>
<p>Yanlış tedavi, doktorun tedaviyi uygularken kast veya en azından taksir derecesinde yani dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı eylemleriyle gerçekleştirdiği her türlü kusurlu hareketi olarak tanımlanabilecektir. Görüldüğü üzere yanlış tedavi şikayet üzerine incelenen, yanlış tedavi davaları da ceza hukuku anlamında önemli yer teşkil eden davalardır.</p>
<p>Takdir edileceği üzere sağlık alanı, doktor uygulamaları ve yapılan tedavilerde bir risk olduğu muhakkaktır. Dolayısıyla yapılan her tıbbi müdahalenin hatalı olduğu düşüncesiyle dava açılması son derece yanlıştır. Hekimin tedavi uygularken gerekli dikkat ve özeni göstererek tedavi yolunu seçmesi, standart uygulamaları aşan tedavi yöntemlerinden uzak durması gerekecektir. Aksi halde bilimsellikten uzak uygulamalara başvurması hem cezai anlamda hem de hukuki anlamda doktorun sorumluluğunu gerektirecektir.</p>
<p>Ayrıca doktorun sorumluluğuna başvurulabilmesi için meydana gelen zarar ile doktorun uygulaması arasında bir sebep sonuç ilişkisinin yani nedensellik bağlantısının bulunması gerekir. Şöyle ki; hasta doktorun vermiş olduğu ilaçları zamanında almaz ya da dinlenmesi gereken zamanda kendini yorarsa ve buna bağlı olarak hastalığı daha da yoğunlaşırsa bu halde doktorun hatasından değil hastanın hatasından söz edileceğinden malpraktis davası açılması da söz konusu olmayacaktır.</p>
<h4><strong>Malpraktis Davası Nasıl Açılır?</strong></h4>
<p>Çoğu müvekkil bizlere doktor hatası sebebiyle dava açmak istiyorum şeklinde bir sitemle başvurmaktadır. Ancak yukarıda da belirttiğimiz üzere her tıbbi müdahale ve doktor tedavisi bu davanın açılması için yeterli değildir. Hasta, meydana gelen zararın doktor hatasından ileri geldiğini, yani bilgisizlik tecrübesizlik gibi sebeplerle yanlış tedavi uygulandığını ispat ettiği müddetçe hem ceza davası hem de maddi ve manevi tazminat davası açabilecektir.</p>
<p>Doktorun hatası söz konusu olduğunda çoğu zaman hastanın veya hasta yakınlarının mağduriyetlerinin tamamıyla giderilmesi  mümkün olmaz. Çünkü doktorun hatası çoğu zaman kalıcı ve geri dönülmesi imkansız zararlara sebebiyet vermektedir.</p>
<p>Hasta kişi,  hastane/ameliyat ve tedavi masraflarının, çalışıyor ise çalışamadığı günler için uğradığı kazanç kayıplarının, doktorun  hatalı tıbbi müdahalesi yüzünden yeniden görmek zorunda olduğu tedavi masraflarının tazminini talep edebilecektir.</p>
<p>Gerekli şartların gerçekleşmesi halinde hastanın ailesi de hatalı doktor tedavisinden dolayı yaşadıkları acı, elem, üzüntü için manevi tazminat talep edebileceklerdir.</p>
<h4><strong>Malpraktis Davası Nerede Açılır?</strong></h4>
<p>Ceza davası açısından doktor hatası şikayet yolu ile Cumhuriyet savcılıklarına yapılacak bir suç duyurusu ile bildirilir. Bunun üzerine savcılık yürüteceği soruşturma neticesinde suç niteliğinde bir davranışa ya da tedavinin yapıldığına kanaat getirirse bir iddianame düzenleyerek mahkemeden davanın açılmasını talep eder ve mahkeme de iddianameyi inceleyip kabul kararı verirse ceza davası açılmış olur. Yine belirttiğimiz gibi doktor hatası suç duyurusu ile kişinin dilediği savcılığa vereceği dilekçe ile gerçekleşmiş sayılır.</p>
<p>Eğer zarar özel bir hastanedeki hekim tarafından meydana geldi ise doktor hatasından kaynaklı tazminat davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.</p>
<p>Söz konusu zarar bir kamu hastanesindeki uygulamadan kaynaklanmışsa tam yargı davası adı verilen bir idari dava açılmalıdır. Bu dava, ilgili kamu hastanesine yani idareye karşı idare mahkemesinde açılmalıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, idare mahkemesinde dava açmadan önce, meydana gelen zararın tazmin edilmesi için idareye başvuruda bulunulması ve idare tarafından ya cevaba olumsuz yanıt verilmesi ya da hiç cevap verilmemesi gerekmektedir. Bu başvuru, davanın açılabilmesi için bir zorunluluktur.</p>
<h4><strong>Malpraktis Davası Kime Karşı Açılır?</strong></h4>
<p>Özel bir hastanedeki yanlış tedavi sebebiyle açılacak tazminat davasında hem doktor hem de hastane davalı taraf olarak gösterilebilir. Bunun haricinde açılacak ceza davasında yalnızca doktor, hastane yetkilisi ve sorumlu olduğunu düşündüğünüz personele ilişkin suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Burada cezaların şahsiliği ilkesi gereğince kişi kendi iş ve eylemlerinden sorumludur.</p>
<p>Yukarıda yine izah ettiğimiz üzere kamu hastanesinde görülen yanlış tedaviden kaynaklı tam yargı davasında davalı kamu hastanesi (kurum) gösterilmelidir. Bu halde bir tazminat ödenmesi söz konusu olduğunda devlet hastaya ödediği tazminatı doktordan rücu ile tazmin edebilecektir.</p>
<h4><strong>Malpraktis- Komplikasyon Farkı</strong></h4>
<p>Hatalı tedavi ile komplikasyon esasında farklı kavramlar olmalarına rağmen hastalar tarafından sıkça birbirine karıştırılmaktadır. Hatalı tedavi doktorun modern tıbbın uygulamalarına açık bir şekilde aykırı davranmasıdır. Komplikasyon ise, müdahale tıp biliminin gerektirdiklerine uygun da olsa hastaya ve hastalığa özel nedenler sebebiyle hastanın durumunu ağırlaştıran veya hastanın kaybedilmesine neden olan müdahaledir.</p>
<p>Şöyle ki; Bir hastalık her hastada farkı şekillerde seyreder. Bunu kişiye özgü özellikler ve belirtiler belirler. Hekim modern tıbbın gereklerine uygun hareket de etse, gerekli dikkat ve özeni de gösterse, hastaya bağlı olarak gelişen ve değişen durumlar karşısında kişinin durumu ağırlaşabilir ya da kişinin yaşamını yitirmesine sebep olabilir. Bu halde malpraktisten ya da yanlış tedavi komplikasyon ayrımı nı yapabilmek için, hekimin kusuru neticesinde sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği, zararın meydana gelip gelmediği mahkemece belirlenecek bir uzman bilirkişi heyeti raporu ile belirlenmelidir.</p>
<p><strong>Malpraktis davası </strong>ile soru ve detaylı bilgilendirme için sağlık hukuku alanında uzman avukatlarla görüşebilirsiniz. Tazminat Davaları hakkında detaylı bilgi için bu <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/tazminat-davasi/">yazı</a>mızı inceleyebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/malpraktis-davalari/">Malpraktis Davaları</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/malpraktis-davalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trafik Kazası ve Tazminat Davaları</title>
		<link>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/trafik-kazasi-tazminat-davalari/</link>
					<comments>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/trafik-kazasi-tazminat-davalari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Murat Can TELLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2017 13:11:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HUKUKi BİLGİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hmavukatlik.com/?p=2617</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<p>TRAFİK KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI ÖNEMLİ NOT: Trafik kazası sonucunda sakat kalanlara veya ölüm halinde ölenin yakınlarına ödenen “Destekten yoksunluk tazminatı” nda ya da “Maddi Tazminat” ile “Manevi Tazminat” konularında tazminatın alınması konusunda size yardımcı olacaklarını söyleyen aracı kişilere ya da aracı şirketlere itibar etmeyiniz. Trafik kazalarında zarar görenleri veya yakınlarını bulan ve aldıkları vekalet [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/trafik-kazasi-tazminat-davalari/">Trafik Kazası ve Tazminat Davaları</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<h3><strong>TRAFİK KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI</strong></h3>
<h4><strong><u>ÖNEMLİ NOT:</u></strong> Trafik kazası sonucunda sakat kalanlara veya ölüm halinde ölenin yakınlarına ödenen “Destekten yoksunluk tazminatı” nda ya da “Maddi Tazminat” ile “Manevi Tazminat” konularında tazminatın alınması konusunda <strong><u>size yardımcı olacaklarını söyleyen aracı kişilere ya da aracı şirketlere itibar etmeyiniz.</u></strong> Trafik kazalarında zarar görenleri veya yakınlarını bulan ve aldıkları vekalet ile onlar adına davalar yürüten aracı kurumlar kişileri yeterince bilgilendirmeden her bir olayda alınan tazminatın en az yüzde 25’ini talep ediyor ya da sizin bilginiz dışında sigortadan alınacak tazminat bedelinden büyük oranda kar elde ediyorlar. Böylece trafik kazasında zarar gören sizler mahkeme yoluyla ya da avukat vasıtasıyla elde edebileceğiniz kazancın büyük bölümünü bu aracılara kaptırıyorsunuz. Oysa trafik kazası geçirdikten sonra iyi bir tazminat avukatına başvuru yapmanız, maddi ve manevi kayıplarınızı önlemek ve haklarınızı elde etmek adına en doğru yol olacaktır.</h4>
<p>Yukarıdaki açıklamalarımızı dikkate alacağınızı düşünerek trafik kazası davası ya da trafik kazası tazminat davası olarak günümüzde araç kullanımları sonucunda trafikte meydana gelen kazaların tanımı ile konumuza bir giriş yapalım.</p>
<h4><strong>Trafik kazası nedir?</strong></h4>
<p>Trafik kazası, bir veya birden fazla araç veya kişinin hukuka uygun seyir, gidiş, duruştan çıkarak; çarpma, çarpılma, devrilme, yoldan çıkma, taşıttan düşme biçiminde, maddi, manevi, cismani olarak zarara uğramasıdır.</p>
<p>Trafik kazalarında her yıl ortalama 5 bin kişinin öldüğü, 100 binden fazla kişinin yaralandığı belirtilmektedir. Ancak kayıtlara geçmeyen ve bu nedenle hesaba dahil edilmeyen yaralı olduğu halde daha sonra ölenleri de bu hesaba eklersek her yıl ortalama 10 bin kişi trafik kazalarında hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarının %94’ü insan kaynaklıdır. İnsan kaynaklı kazalarda %27 sürücünün, %1 ise yolcunun hatası vardır. Geriye kalan %6’ lık insan kaynaklı olmayan kazalar ise %5 araç, %1 yol kaynaklıdır.</p>
<p>Trafik kazalarının sebep olduğu maddi ve manevi yaralar gün geçtikçe artmaktadır. Ülkemizde araç ve yolcu sayısının artması trafikteki araç ve kişi sayısını arttırmakta ve yeni kazaların meydana gelmesine sebebiyet vermektedir. Ülkemizde 1980 yılında 36.914 kazada 4.199 kişi ölüp, 24.608 kişi yaralanırken; 1999&#8217;da 438.338 kazada 4.596 kişi ölmüş, 109.899 kişi yaralanmıştır.</p>
<p>Bu kaza sayısındaki ykselişe paralel olarak maddi hasar 1980&#8217;de 100 Milyon TL iken, 1999&#8217;da 1 Milyar TL’ye çıkmıştır. Ülkemizde son 20 yılda trafik kazalarının neden olduğu maddi hasar toplamı 10 Milyar TL’i bulmuştur.</p>
<h4><strong>Trafik kazası geçirdim ne yapmalıyım?</strong></h4>
<p>Öncelikle, trafik kazası geçirildiğinde yapılması gerekenler hak kayıplarına uğramamanız açısından son derece önemlidir. Trafik kazası meydana gelmesi sonrasında kişiler yaşanılan panikle yapılması gerekenleri unutmakta, hastaneye kaldırıldığı için yokluğunda yapılan işlemlere katılamamakta veya yaşadığı korku ve panikle ne yapacağını şaşırmaktadır. Her şeyden önce trafik kazası yaptığınızda sakinliğinizi korumanız her şeyden önce gelmektedir.</p>
<p>Kaza yerinin ve yolun güvenliği için gerekli uyarı levhalarını gerektiği şekilde yerleştirdikten sonra, herhangi bir yaralama ya da ölüm riskine karşılık derhal 112 ambulansı arayınız. Uygulamada polis maddi hasarlı trafik kazalarına karışmıyorsa da ne olursa olsun, 155 polis ile irtibata geçiniz ve kazayı bildiriniz. Aracın kaskosu olması halinde maddi hasarlı trafik kazası da olsa alkol muayene raporu önem arz edecektir. Bu nedenle polis tarafından alkol muayenesi yapılması son derece önemlidir. Yine araçlarda yangın riski var ise 110 itfaiye ile irtibat kurabilirsiniz.</p>
<p>Elzem olan yukarıdaki işlemleri yaptıktan ve yol güvenliğini de sağladıktan sonra; kaza tespit tutanağı düzenleyin. Bu tutanak tek taraflı kazalarda polis nezaretinde tanzim edileceği gibi iki taraflı kazalarda karşılıklı kişilerin imzaları ile yaralanmalı veya ölümlü trafik kazalarında yine polis nezaretinde imzalanmalıdır. Kazanın boyutu ne olursa olsun, isterse yolun ortasında kaza yapmış ve trafiği de aksatmış olun. Unutmayın ki; orada size zarar gelmiş, aracınıza ya da canınıza… Her ne olursa olsun <strong><u>kaza tespit tutanağı</u></strong>nı tutarak karşılıklı imza ediniz. Kaza tespit tutanağını düzenledikten sonra <strong><u>karşı tarafın ehliyet sureti</u></strong>, <strong><u>araç ruhsat sureti</u></strong> ve <strong><u>kasko ile zorunlu sigorta poliçesi suretlerini</u></strong> mutlaka alınız. Kaza sonucu alınan <strong><u>hasar ve zararların fotoğrafını</u></strong> da çekmeyi ihmal etmeyin. Bu, açacağınız davada veya sigorta başvurusunda önem arz edecektir. Evrak eksikliği tazminat alamamanıza sebep olacaktır. Dolayısıyla kaza anında yapılması gerekenleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.</p>
<ul>
<li>Gerektiğinde ambulans, polis ve/veya itfaiye çağırınız ya da kazayı bildiriniz,</li>
<li>Yol ve trafik güvenliğini sağlayınız,</li>
<li>Kaza Tespit Tutanağı düzenleyerek imza ediniz,</li>
<li>Karşı tarafın ehliyet fotokopisini alınız.</li>
<li>Karşı tarafın ruhsat fotokopisini alınız.</li>
<li>Karşı tarafın kasko ve sigorta poliçesi fotokopisini alınız,</li>
<li>Alkol muayenesi yaptırınız,</li>
<li>Kaza anını, hasar ve zararları gösterir fotoğraflar çekiniz.</li>
</ul>
<p>Trafik kazası anında/sonrasında yapılan işlemleri yukarıda maddeler halinde belirttik. Gelelim bundan sonra aracın tamiri, araçtaki zararın tazmini ve yaralama ya da ölüm olması halinde tazminat işlemlerine.</p>
<h4><strong><u>ÖNEMLİ NOT:</u></strong><strong> Belirtmek gerekirse; <u>zorunlu mali sorumluluk sigortası</u> 3. kişilere verilen maddi zararları poliçe limiti sınırlı olmak kaydıyla karşılamaktadır. Bazı sigorta şirketleri manevi zararı karşılamayı da poliçe teminatı olarak öngörmektedir. Bu nedenle karşı tarafın sigorta poliçesi son derce önemlidir. <u>Kasko sigortası</u> ise müşterisi olan araç malikinin kendi aracına gelen zararları karşılamak üzere düzenlenmektedir. Zorunlu sigorta gibi kasko sigortası karşı aracın ya da 3.kişilerin zararlarını tazmin etmemektedir. Dolayısıyla trafik kazası nedeniyle tazminat davalarında sorumluları belirlemek açısından bu ayrımı bilmek gerekmektedir.</strong></h4>
<h4><strong>İki Taraflı Maddi Hasarlı Trafik Kazası Meydana Gelmişse:</strong></h4>
<p>Bu halde iki araçlı ya da zincirleme şekilde bir trafik kazası meydana gelmiş olmalıdır. Zincirleme kaza meydana gelmesi halinde aracınıza çarpan aracın maliki, sürücüsü ve sigortası kusur durumuna göre sorumlu olabilmektedir. Eğer aracınız kaskolu ise aracınızı servise götürebilirsiniz. Kasko teminatı kapsamında kasko aracınızdaki hasarları karşılamakta, karşıladığı hasarı da karşı aracın sigortasından tazmin etmektedir. Bu halde sizin yapmanız gereken pek bir şey olmamaktadır. Eğer kaskonuz yok ise ve karşı araç kusurlu ise aracı yukarıda sayılı evraklar ile servisinize tamir edilmek üzere bırakınız. Servis zararı karşı aracın sigortasına bildirip sigortadan karşılamakta yine sizin cebinizden onarım ücreti çıkmamaktadır. Ancak bazı servisler sigorta ile uğraşmak istememektedir. Bu halde cebinizden çıkacak para ile kendi aracınızı en güzel şekilde yaptırınız ve servis kayıtları ile parça ve işçilik faturalarını da saklayınız. Bu halde bir avukata başvurduğunuzda karşı aracın sigortasından ödediğiniz bedellerin tamamını avukat aracılığıyla alabilirsiniz.</p>
<h4><strong>Tek Taraflı Maddi Hasarlı Trafik Kazası Meydana Gelmişse:</strong></h4>
<p>Bu halde karşı araçtan söz edilemeyecektir. Dolayısıyla ya kusurlu olan siz, yol bozukluğu veya öngörülemeyen başka bir sebepten dolayı Karayolları ya da 3.kişiler kazaya sebebiyet vermiş olabilir. Kaza sebebiyle sorumluları belirlemek son derece önemlidir. Bu halde eğer aracınız kaskolu ise aracınızı servise götürebilirsiniz. Kasko teminatı kapsamında kasko aracınızdaki hasarları karşılamakta, karşıladığı hasarı da karşı aracın sigortasından tazmin etmektedir. Bu halde sizin yapmanız gereken pek bir şey olmamaktadır. Eğer aracınız kaskolu değilse maalesef aracınızın tüm zararlarını kendiniz karşılamak zorundasınız. Kusura etki eden başka bir kurum ya da kişi olduğun düşünürseniz bunlara karşı zararınızı rücu edebilirsiniz.</p>
<h4><strong>Yaralanmalı ya da Ölümlü Trafik Kazası Meydana Gelmişse:</strong></h4>
<p>Araca gelen zararlar bakımından yukarıdaki “<strong>İki Taraflı Maddi Hasarlı Trafik Kazası Meydana Gelmişse” </strong>başlıklı açıklamalarımız geçerlidir. Bununla birlikte yaralama veya ölüm trafik kazasının aynı zamanda adli vakıa olmasına sebep olmaktadır. Bu halde kusuru ile başkasının yaralanmasına ya da ölmesine sebep olan kişinin cezai sorumluluğu doğmaktadır. Trafik kazasına karışan sürücüler, görgü şahitleri, yaralanan kişiler, olayın meydana gelişi ve bedensel ve cismani zararlar hakkında emniyette ifade vermekte, karşı taraftan şikayetçi ya da davacı olup olmadığı sorulmaktadır. Bu aşamada sadece cezai sorumluluğun ve cezai işlemlerin yapılacağını lütfen unutmayınız. Tazminat haklarınız baki kalmakta ve ayrıca başka bir davada görülecektir. Aşağıda bu konuya da ayrıntılı şekilde yer vereceğiz.</p>
<p>Trafik kazası tazminat hakkını da beraberinde getirmektedir. Yukarıda izah ettiklerimiz kaza anında ve sonrasında yapılacaklar hakkında kısa bir ön bilgilendirme niteliğindedir. Trafik kazası geçiren sizler geç olmadan bir avukata danışabilir yapacaklarınız hakkında bilgi edinebilir ve tüm işlemlerinizi avukatınız aracılığı ile eksiksiz şekilde gerçekleştirebilirsiniz. <strong>Zira trafik kazası sebebiyle tazminat talebinizin belli usuli işlemler çerçevesinde süresinde ve zamanında yapılması büyük önem taşımamaktadır.</strong> Bu anlamda trafik kazası Samsun ili sınırları içinde yapılmış olsun ya da olmasın trafik kazası tazminat avukatı olarak Samsun trafik kazası avukatları arasında saygın hukuk bürosu olarak sizlere hizmet vermekten memnuniyet duyacağımızı bilmenizi isteriz. Lütfen trafik kazası tazminat davalarınız için bizimle iletişime geçiniz.</p>
<h4><strong>TRAFİK KAZASI TAZMİNAT DAVASI</strong></h4>
<p>Trafik kazalarından doğan zaralar sebebiyle tazminat hükümleri, kural olarak Karayolları Trafik Kanunu’nda (m.85 vd.) ile Borçlar Kanunu’nda yer almakta ve bu sorumluluk nitelik itibariyle kusursuz sorumluluk teşkil etmektedir. Karayolları Trafik Kanunu, madde 90’da belirtildiği üzere maddi tazminatı biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında genel hüküm niteliğindeki Borçlar Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanacaktır.</p>
<h4><strong>Trafik Kazası Nedeniyle Tazminat Davasını Kimler Açabilir?</strong></h4>
<p>Bu soruyu ikili bir ayrıma giderek yapmak yerinde olacaktır. Buna göre trafik kazasında zarar gören kişi, yaralanmışsa ya da aracı zarar görmüşse ancak sağ ve hala yaşıyor ise, Borçlar Kanunu’nun 41., 45. ve 47. maddeleri uyarınca bizzat kendisi maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ancak mağdur kaza sonucunda ölmüş ise, maddi ve manevi zarara uğrayan yakınları (eşi, çocukları, kardeşi, anne-babası, nişanlısı, bakım ve desteği altındaki kişiler) destekten yoksun kalma tazminatı adı altında maddi ve manevi tazminat açma hakkına sahiptirler. Kişinin ölmeden evvel dava açtığı durumda ise bu kişiler açılan davaya devam edebileceklerdir.</p>
<h4><strong>Trafik Kazası Sebebiyle Tazminat Davası Kimlere Karşı Açılabilir?</strong></h4>
<p>Trafik kazalarında kusur tespiti, kaza sonrasında sorumluları belirleyebilmek adına önem arz etmektedir. Kaza sonrasında meydana gelen zarar özellikle yaralanmalı ve ölümlü trafik kazalarında oldukça büyük ölçekli olabilmektedir. Kişi uzuvlarından birini ya da birkaçını kaybedebilmektedir. Kaybettiği uzvu mesleğini icra etmesi açısından ya da günlük yaşamını devam ettirmesi açısından önem arz edebilmektedir. Bu halde kusurlu olan araç sürücüsü ya da araç malikine başvuru yapmak ilk olarak akla gelendir. Ancak bazen bu kişilerin maddi durumu zararı karşılamaya yetmemektedir. Bu halde kusurlu aracın sigortası zararın tazmini açısından başvurulabilecek en iyi yöntemdir. Karayolları Trafik Kanunu Madde 97 &#8220;Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir.&#8221; hükmünü içermekte ise de son dönemde zararın tazmini için sigortaya başvuru zorunluluğu getirilmiştir. Sigortaya başvuru yapılmadan açılacak tazminat davaları reddedilmektedir.</p>
<p>Sigorta ile birlikte, Borçlar Kanunu’nun 49 maddesine göre kusur sorumluluğu çerçevesinde araç sürücüsüne karşı da tazminat davası açılabilir. Karayolları Trafik Kanunu m.3 ve 85/1 hükümlerine göre araç maliki(sahibi) de kusursuz sorumluluk çerçevesinde sürücüsünün vermiş olduğu zarardan (tazminattan) sorumludur. Yine araç sahibinin yanında bazen araç işleteni sıfatını haiz kişiler de tazminattan sorumlu tutulabilmektedir. Örneğin; araç uzun süreli kiraya verilmiş ise araç malikinin yerine tazminat sorumlusu olan kişi aracı uzun süreli kiralayan kiracıdır.</p>
<p>İstisnai bazı durumlarda yaralanmalı veya ölümlü trafik kazalarında sigortanın olmaması durumu ile karşı karşıya kalınabilmektedir. Bu halde zararın tazmini zor gibi görünse de Güvence Hesabı adı altında bir kurum tayin edilmiştir. Bu kuruma başvuruda bulunmak suretiyle de zarar tazmin edilebilecektir.</p>
<h4><strong>Trafik Kazası Maddi ve Manevi Tazminat Davasında Zamanaşımı Süresi Nedir?</strong></h4>
<p>Trafik kazası tazminat davasında zamanaşımı konusu belki de en önemli konudur. Zamanaşımı süresi kaçırıldıktan sonra tazminat talebi zamanaşımına uğramakta ve talep edilememektedir. Trafik kazası meydana gelmesi ile zamanaşımı süresi işlemeye başlayacaktır.</p>
<p>Karayolları Trafik Kanunu’nun 109.maddesine göre: “<strong>Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak <u>iki yıl</u> ve herhalde, kaza gününden başlayarak <u>on yıl</u> içinde zamanaşımına uğrar.” </strong>Görüldüğü üzere maddi zararlara ilişkin açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresi 2 YIL ve 10 YIL olarak belirlenmiştir. Ancak işbu kanun maddesinin devamında <strong>“Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” </strong>şeklinde bir ifadeye yer verilmiştir.</p>
<p>Dolayısıyla trafik kazasında yaralanma olması halinde <strong>“taksirle adam yaralama”,</strong> ölüm olması halinde ise <strong>“taksirle adam öldürme”</strong> suçu meydana gelecektir. Dolayısıyla cezayı gerektiren bir fiilden bahsedildiği için de kanunda öngörülen “uzamış ceza zamanaşımından” yararlanılabilecektir. Daha detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.</p>
<h4><strong>Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davalarında Görevli Mahkeme Neresidir?</strong></h4>
<p>Trafik kazası tazminat davasında görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre kural olarak <strong>Asliye Hukuk Mahkemeleridir.</strong> Ancak sigorta şirketine karşı yöneltilecek tazminat davası, sigorta şirketlerinin yapmış olduğu işlemler Türk Ticaret Kanunu’nda ticari iş niteliğinde sayıldığından <strong>Asliye Ticaret Mahkemesi</strong>’nde görülmelidir.</p>
<h4><strong>Trafik Kazası Sebebiyle Maddi ve Manevi Tazminat Davalarında Yetkili Mahkeme Neresidir?</strong></h4>
<p>Trafik kazası tazminat davalarında yetkili mahkeme çeşitlilik göstermektedir. Haksız fiilden söz edileceği için birden çok yetkili mahkeme öngörülmüştür. Buna göre;</p>
<p>HMK m.6’ya göre genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri adresidir. Davalı tarafta bulunan kişilerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde tazminat davası açılabilir. Örneğin Samsun’da meydana gelen bir trafik kazasında karşı aracın sürücüsünün yerleşim yeri Amasya, karşı araç sahibinin yerleşim yeri Sivas ise dava Amasya’da da Sivas’ta da açılabilecektir.</p>
<p>HMK m.16’ya göre trafik kazasının meydana geldiği yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla yukarıda verdiğimiz örnekten yola çıkarsak dava Samsun’da da açılabilecektir.</p>
<p>Yine HMK 16’ya göre kazan yapan ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de davaya bakmakla yetkilidir. Yukarıdaki örnekten devam edecek olursak zara gören ve davayı açacak kişinin yerleşim yeri Sinop ise davayı Sinop’ta da açabilecektir.</p>
<p>Son olarak HMK 14’e göre sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde de dava ikame edilebilir. Ayrıca bölge müdürlüklerinin bulunduğu yerde de tazminat davası açılabilmektedir.</p>
<h4><strong>Maddi Hasarlı Trafik Kazası Sebebiyle Tazminat Davasında Hangi Zararlar İstenebilir?</strong></h4>
<p>Bu halde iki araçlı ya da zincirleme şekilde bir trafik kazası meydana gelmiş olabilir. Bu halde kusuru olan taraftan araçta meydana gelen zararlar, değer kaybı ve kazanç kaybı tazminat olarak talep edilebilecektir.</p>
<h4><strong>Araçta Meydana Gelen Hasarlar: </strong></h4>
<p>Araç maddi hasar görmüş olabilir. Kaportasında meydana gelecek hasarlar olabileceği gibi aracın yürüyeninde ya da motor aksamında da zarar meydana gelmiş olabilir. Aracın boya yapılması gerekli olabilir ya da kaporta işçiliği gerekebilir. Bu halde aracın eski haline getirilmesi için yapılacak tüm masraflar kusurlu olan karşı taraftan istenebilecektir.</p>
<h4><strong>Değer Kaybı:</strong></h4>
<p>Yukarıda belirttiğimiz üzere bazen oluyor ki aracın kazası sonrasında tramerde kaza bilgileri yapılan masraflarla ve tarihi ile birlikte gözüküyor. Bu halde alıcı kişiler aracı almaya yanaşmıyorlar ya da satıcı aracın emsali 150.000 TL ise 100.000’ye satmak zorunda kalıyor. Bu durumda meydana gelen trafik kazası neticesinde 50.000 TL’lik bir değer kaybı meydana gelmektedir. İşbu değer kaybından çoğu sürücü bihaberdir. Değer kaybı aracın modeline, kilometresine, değişen parçanın olup olmamasına göre değişebilmektedir. Bazen 1.000 TL olan değer kaybı bazı kazalarda 50.000-100.000 TL’lere kadar da çıkabilmektedir. Çoğu sürücü aracın onarımından sonra değer kaybını almaksızın yaşamına devam etmektedir. Ancak değer kaybının da tahsili sürücüler için bir haktır ve bu hakkın elde edilmesi için ofisimizle irtibata geçekten çekinmeyiniz.</p>
<h4><strong>Kazanç Kaybı:</strong></h4>
<p>Trafik kazası sonrasında hasar gören araç günlerce belki haftalarca serviste onarım için beklemektedir. Araç sürücüsü bu dönemde aracından mahrum kalmakta, eğer ki araç ile bir kazanç sağlıyor ise bu kazancından da olmaktadır. Bazı hallerde ise sürücü onarım süresince başka bir aracı kiralamak zorunda kalmaktadır. Kişiler aracın onarımı süresinde uğradıkları kazanç kaybı ile araç kira bedelini de karşı taraftan tazmin edebilmektedir. Ancak kazanç kaybından sigorta sorumlu değildir. Bu talep araç sürücüsü ile araç işletenine yöneltilmelidir.</p>
<h4><strong>Ölümlü Trafik Kazası Sebebiyle Tazminat Davasında Hangi Zararlar İstenebilir?</strong></h4>
<p>Öncelikle belirtmek gerekirse yukarıda belirtilen zarar kalemleri bakidir. Bu halde de işbu zararların talep edilmesi mümkündür. Bununla birlikte ölümlü trafik kazalarında hangi zarar istenebilir sorusuna şu şekilde cevap verilebilecektir:</p>
<h4><strong>-Ölenin Her Türlü Cenaze Masrafları:</strong></h4>
<p>Trafik kazası sonucu ölen kişinin yakınları, merhumun cenaze ve defin işlemleri için harcadıkları paranın tamamını davalıdan tazmin edebilirler. Burada cenaze ve defin işlemleri içerisinde, defin için harcanacak tüm masraflar alınabilir. Örneğin cenazenin bir yerden başka bir yere taşınması için ödenecek ücretler, kefen masrafları, cenaze töreni için yapılan harcamalar, yemek giderleri… gibi masraflar davalılardan talep edilebilir.</p>
<h4><strong>-Ölüm Hemen Gerçekleşmemişse Tedavi Masrafları:</strong></h4>
<p>Bazı trafik kazası sonrasında yaralanan kişinin tedavisi bir süre de olsa hastanede devam edebilmektedir. Bu süre zarfında kişiye ilaçlar ve tetkikler yapılabilmekte ve bunlar için ücret ödenebilmektedir. Dolayısıyla merhumun yakınları tarafından yapılacak bu masraflar da davalılardan talep edilebilecektir.</p>
<h4><strong>-Manevi Tazminat Davası:</strong></h4>
<p>Ölümlü trafik kazası tazminat davası olarak merhum yakınlarının kişinin ölümü ile duymuş oldukları, elem, keder, acıyı bir nebze de olsa hafifletebilecek bir miktarda manevi tazminat davası açılabilecektir. Bu davayı merhumun eşi, çocukları, anne-babası, kardeşleri ya da nişanlısı) açabilecektir.</p>
<h4><strong>-Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: </strong></h4>
<p>Destekten yoksun kalma tazminatı, trafik kazası sonucunda yaşamını yitiren kişinin muhtemel yaşam süresi içinde çalışarak sağlayabileceği kazancından ayırmak suretiyle desteğinden yoksun kalanlara yapabileceği yardım tutarının bunlara peşin olarak ve toptan ödenmesidir.</p>
<p>Burada önemli olan merhumun desteklenene sağlığında fiilen ve devamlı olarak kısmen veya tamamen bakımını sağlayacak şekilde yardımcı olmasıdır.  Bu sebeple, sadece eşler, çocuklar veya anne ve babalar değil, kardeşler, nişanlılar, evlilik dışında birlikte yaşayanlar da destekten yoksun kalma tazminatı alacaklısı olabilirler.</p>
<p>Bu tazminatın istenebilmesi için, ölen kişinin bakım gücü ve bakım ihtiyacının da bir arada bulunması gerekmektedir. Eğer bakım gücü yoksa destekten, bakım ihtiyacı yoksa desteklenenden söz edilemez.</p>
<p>Desteklenenlerin zarar süresinin başlangıcı kişinin ölüm tarihidir. Her şeyden önce trafik kazası sonucunda yaşamını yitirmeyip hayatta kalsaydı işçinin daha ne kadar bir süre desteklenenlere yardımcı olacağının belirlenmesi gerekir.</p>
<p>İş kazası sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecek kişiler sayılanlarla sınırlı olmamak kaydıyla eş, nikahsız eş, çocuklar, anne-baba ve kardeşlerdir.</p>
<h4><strong>Yaralamalı Trafik Kazası Tazminat Davasında Hangi Zararlar İstenebilir?</strong></h4>
<p>Şartları oluşması halinde araçta meydana gelen hasarlar, değer kaybı ve kazanç kaybı istenebilecek zarar kalemlerindedir. Bunun yanında;</p>
<h4><strong>-Çalışma Gücünün Kaybından Doğan Zararlar:</strong></h4>
<p>Tazminata yol açacak bedensel(cismani) zarar, trafik kazası sonucunda örneğin bir organın kopması, kırılması ya da yaralanması veya görme ya da işitme duyularının azalması biçiminde ortaya çıkabilir.</p>
<h4><strong>-Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Zararlar:</strong></h4>
<p>İşçi, iş kazası sonucunda ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle de davalılardan maddi tazminat talep edebilir. Bazı hallerde trafik kazası sonucunda çalışma gücünde herhangi bir eksilme meydana gelmemesine rağmen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması da mümkündür. Trafik kazası nedeniyle fiziki görünüşte meydana gelen örneğin yüzde iz bırakan yaralar, saçın yanması gibi olumsuz değişiklikler çalışma gücünü azaltmasa bile özellikle toplum önünde görünmeyi gerektiren sahne sanatçılığı, satış elemanı, otel personeli, garsonluk gibi işlerde işçinin eski işinde çalışma veya yeni iş bulma olanaklarını çok azaltabilir ya da ortadan kaldırabilir.</p>
<h4><strong>-Tedavi Masrafları:</strong></h4>
<p>Bu nedenle işçinin trafik kazası ile uygun nedensellik bağı içinde bulunan, onun çalışma gücünü yeniden kazandırma amacı güden tüm tedavi giderlerinin karşılanması gerekir. Hastaneye ulaşım, teşhis, tedavi, ameliyat, protez takılması vd. giderler tazmin edilmesi gereken maddi zararlar kapsamında değerlendirilecektir.</p>
<h4><strong>-Manevi Tazminat Davası:</strong></h4>
<p>Trafik kazası sonrasında yaralanan kişi duymuş olduğu acı, elem ve ızdıraba karşılık davalılardan manevi tazminat talep edebilecektir. Ancak yaralanan kişinin yakınları ancak ağır bir bedensel yaralanma olması halinde ya da uzuv kaybı olması halinde şartları oluştuğunda manevi tazminat davası açabileceklerdir.</p>
<h4><strong>Trafik Kazası Tazminat Davası Harç ve Masraflar Nelerdir?</strong></h4>
<p>Trafik kazası nedeniyle açılacak maddi manevi tazminat davalarında harç oranı nispi olarak belirlenmektedir. Dava bedeli ne kadar yüksek olursa dava açılırken ödenecek harç miktarı da ona göre yüksek olacaktır. Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında binde 68.31 oranında bir peşin harç bedeli belirlenmiştir. Bunun haricinde tebligat giderleri, bilirkişi ücretleri, keşif ücreti, tanık ücreti gibi masraflar da davanın açılması ile birlikte Mahkeme Veznesine ödenmesi gereken bedellerdir. Örneğin günümüz itibariyle 50000 TL bedelle açılacak bir tazminat davasının dava masrafı yaklaşık 1.200 TL civarındadır.</p>
<h4><strong>Trafik Kazası Sebebiyle Tazminat Davası Belirsiz Alacak Davası Olarak Açılabilir Mi?</strong></h4>
<p>Bu soruyu iki kısımda incelemek ve cevap vermek daha doğru olacaktır. Esasında HMK hükümleri gereğince manevi tazminatın da kısmi olarak açılabileceği görüşü doktrinde tartışılmaktadır. Trafik kazası maddi tazminat davası belirsiz alacak olarak açılabilmektedir. Bunda herhangi bir beis bulunmamaktadır. Zira maddi zararın tespiti kaza sonrası çok zor olmaktadır. Dolayısıyla yargılama aşamasında maddi zararın bilirkişi marifetiyle belirlenmesi yerinde olacaktır. Ancak Yargıtay içtihatlarında görüldüğü üzere trafik kazası manevi tazminat davası belirsiz alacak olarak açılamamaktadır. Yargıtay, duyulan üzüntü ve kederin yargılama süresince değişmesinin mümkün olmadığı, sabit olduğu gözetilerek böyle bir sonuca vardığı kanaatindeyiz. Dolayısıyla maddi tazminat kısmi olarak belirtilebileceği gibi manevi tazminat istemi ıslah yolu ile de olsa yargılama aşamasında arttırılamayacaktır.</p>
<h4><strong>Trafik Kazası Tazminat Hesaplama Nasıl Yapılır? Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Manevi Tazminat Nasıl Hesaplanır?</strong></h4>
<p>İşbu soruya net bir şekilde yanıt vermek mümkün değildir. Ancak tazminat hesaplaması, her olayın oluş şekli, kusur durumu, maluliyet durumu gibi birçok unsur hesaba katılmak suretiyle alanında uzman hesap bilirkişileri tarafından yapılmaktadır. Emsal birçok karar bulunmaktadır. Yaklaşık ve ortalama bir tazminat bedeli belirlenebileceği gibi, net hesaplama yargılama esnasında yapılacaktır.</p>
<h4><strong>Trafik Kazası Nedeniyle Tazminat Davası İçin Emsal Yargıtay Kararları</strong></h4>
<ul>
<li>Sigorta şirketince yapılan ödemenin zarardan indirilmesi gerekir. (17. HD. 15.02.2005, 2069/1158)</li>
<li>Davalının gelirinin bulunmaması, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olması nedeniyle tazminattan indirim yapmak gerekir. (4. HD. 19.10.2014, 10009/11909)</li>
<li>Destek tazminatında önce zararla ilgili olan, sonra da tazminatla ilgili olan indirimler yapılır. (4. HD. 09.06.2014, 893/7511)</li>
<li>Destek olma süresi, desteğin hangi yaşa kadar çalışıp, kazanç sağlayabileceğine ilişkin bilirkişi raporu esas alınarak belirlenmelidir. (4. HD. 17.06.2014, 15064/9838)</li>
<li>Tazminatın, karar tarihine en yakın verilere göre hesaplanması gerekir. (4. HD. 14.06.2014, 7096/7706)</li>
<li>Ölenin lenf kanseri olması sebebiyle tedavi gördüğü anlaşıldığına göre, ölmeseydi tıbben ne kadar daha yaşayabileceği belirlenerek destek olma süresinin hesabı yapılmalıdır. (4. HD. 16.10.2003, 6377/11862)</li>
<li>Aracın tamamen zayi olması halinde aynı özelliklere sahip yeni araç edinilmesi için gerekli zorunlu giderler istenebilir. (17. HD. 01.02.2005, 14831/467)</li>
<li>Zincirleme kazada hasar ayrı ayrı belirlenmelidir. (4. HD. 09.07.1998, 2501/4032)</li>
<li>Araçtaki değer kaybı ve kullanma yoksunluğundan doğan zarar tazmin edilmelidir. (4. HD. 17.03.2004, 13832/3368)</li>
<li>Borçlar Kanunu m.47’deki “ölenin ailesi” kavramını geniş yorumlayarak ölenle hak sahibi arasındaki eylemli ve gerçek bağı esas almak gerekir. (4.HD. 06.11.1998, 5648/8925)</li>
</ul>
<h4><strong>Trafik Kazası Tazminat Davası İçin Avukat Tutmak Gerekli Mi?</strong></h4>
<p>Salt avukatlık mesleğini icra ediyor olmamız bu soruya olumlu cevap vermemizi gerektirmemektedir. Ancak trafik kazası nedeniyle açılacak tazminat davaları gerek usuli işlemlerin yerinde ve zamanında yerine getirilmesi gerekse maddi, manevi hak kayıplarına uğramamanız açısından iyi bir tazminat avukatı tarafından takip edilmesi zorunluluk arz etmektedir. Trafik kazası tazminat avukatı vasıtasıyla incelenmeli, olay örgüsü araştırılmalı, evraklar eksiksiz bir şekilde toplandıktan sonra gerekli başvurular yapılmalıdır.  Dolayısıyla trafik kazası sebebiyle zararlarınızın maddi ve manevi anlamda tazmini için hukuki bir destek almanız oldukça önemlidir.</p>
<p>İş kazası sebebiyle açılacak tazminat davası için bu <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/is-kazasi-is-kazasi-davalari/">yazımızı</a> inceleyebilirsiniz. Yine boşanma sebebiyle açılacak maddi ve manevi tazminat hakkındaki açıklamalarımız için <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/nafaka-maddi-manevi-tazminat/">burayı</a> ve genel anlamda tazminat davalarınız için bu <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/tazminat-davasi/">yazımıza</a> göz gezdirebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/trafik-kazasi-tazminat-davalari/">Trafik Kazası ve Tazminat Davaları</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/trafik-kazasi-tazminat-davalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tazminat Davası</title>
		<link>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/tazminat-davasi/</link>
					<comments>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/tazminat-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Murat Can TELLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2017 13:04:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HUKUKi BİLGİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hmavukatlik.com/?p=2615</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<p>Tazminat Davası Öncelikle trafik kazası sebebiyle tazminat davaları, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve boşanma tazminatı konulu yazılarımız ayrıca incelenmiş olup, bu yazıda daha çok haksız eylemden kaynaklı genel anlamda tazminat davası üzerinde duracağız. Borçlar kanunumuzun 41. maddesi &#8220;Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/tazminat-davasi/">Tazminat Davası</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<h3><strong>Tazminat Davası</strong></h3>
<p>Öncelikle <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/trafik-kazasi-tazminat-davalari/">trafik kazası sebebiyle tazminat davaları</a>, <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/kidem-tazminati/">kıdem tazminatı</a>, <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/ihbar-tazminati/">ihbar tazminatı</a> ve <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/nafaka-maddi-manevi-tazminat/">boşanma tazminatı</a> konulu yazılarımız ayrıca incelenmiş olup, bu yazıda daha çok haksız eylemden kaynaklı genel anlamda tazminat davası üzerinde duracağız.</p>
<p>Borçlar kanunumuzun 41. maddesi &#8220;Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur. &#8230; &#8221; şeklinde düzenlenmiştir.</p>
<p>Tazminat davası nedir? Buna göre bir kişi kasten, ihmal ederek, tedbirsiz davranarak bir başkasını zarara uğratırsa zarara uğratması halinde tazmin borcu doğar. Hukukumuzda kişiler uğradıkları zararların giderilmesini tazminat davaları ile talep ederler.</p>
<p>Tazminat davaları, maddi tazminat ve/veya manevi tazminat olarak açılabilmektedir.</p>
<p><strong><em>Manevi Tazminat Davası </em></strong>herhangi bir kişi ya da kurum tarafından uğramış olduğu manevi üzüntünün, acı ve ıstırabın maddi anlamda karşılığının talep edildiği dava türüdür.</p>
<p><strong><em>Maddi Tazminat Davası</em></strong> ise kusurlu ve hukuka aykırı bir davranış sonucu kişinin maddi anlamda ispat edilebilmesi mümkün zararının talep edildiği dava türüdür.</p>
<p>Herhangi bir haksız eylem sonrasında işbu davalar birlikte açılabileceği gibi haksız eylemin meydana kişide meydana getirdiği zararın türüne bağlı olarak birbirinden bağımsız olarak da açılabilecektir.</p>
<h3><strong>Tazminat Davası Şartları- Tazminat Davası Açma Şartları Nelerdir?</strong></h3>
<h4><strong>HUKUKA AYKIRI FİİL (HAKSIZ EYLEM)</strong></h4>
<p>Her şeyden önce tazminatın söz konusu olabilmesi için bir kişi tarafında işlenmiş olumlu ya da olumsuz hukuka aykırı bir eylem olmalıdır. Hukuka aykırılık, kişilerin hukuken korunan değerlerini zarardan uzak tutma amacı güden, bu amaçla emir ve yasaklar içeren davranış normlarına aykırı davranmayı ifade eder. Bazen zarar verici eylem, kusurla işlendiği halde bazı koşullar eylemin haksızlığını ve hukuka aykırılığını ortadan kaldırır. Hukuka aykırılığı ortadan kaldıran haller;</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Yasal Savunma (Meşru Müdafaa):</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Bir kimsenin kendisini veya başkasının hukuki varlığına yönelik var olan ya da çok yakın bulunan hukuka aykırı bir saldırıyı defetmek üzere saldırganın hukuki varlığına zarar verilmesi durumunda meşru müdafaa vardır. Meşru müdafaa hukuka aykırılığı ortadan kaldırdığından meşru müdafaa halinde zarar veren kimseden bu zarar tazminat davası ile talep edilemez.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Zorda Kalma Hali (Zaruret Hali):</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Bir kimsenin kendisinin ya da bir başkasının kişi veya malvarlığına yönelik ani bir tehlikeden kurtulabilmek için başkasının malına zarar vermesi halinde zaruret halinden söz edilir. Zorda kalarak başkasına zarar veren kişi zararı kural olarak ödemek zorunda değildir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Kendi Hakkını Koruma:</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Bir kişinin hakkı saldırıya uğradığı zaman, bu kişinin hakkını korumak üzere yetkili devlet makam ve organlarına başvurması gerekir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Zarar Görenin Rızası:</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Haksız fiil sonucu zarar gören kişi, bu zarara kendisi razı olmuşsa bu da hukuka aykırılığı ortadan kaldırır ve dolayısıyla tazminat ödenmesi gerekmez. Ancak rıza, kanuna, ahlaka ve kişilik haklarına aykırı biçimde verilemez.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Kamu Gücünün Kullanılması:</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Polis, jandarma, icra memuru gibi görevliler görevlerini yerine getirirken bir başkasına zarar verirlerse yetkililerin sınırlarını aşmamış olmaları koşuluyla zarardan sorumlu tutulamazlar.</p>
<h4><strong>KUSUR</strong></h4>
<p>Başkasına zarar veren bir eylemin haksız fiil sayılabilmesi yani tazminat davasına konu edilebilmesi için bu fiili işleyen kişinin kusurlu olması gerekir. Peki kusur nedir? Kusur, haksız fiil işleyen kişinin ya da kurumun böyle bir eylemin zararlı sonuçlar doğurabileceğini ve hukuka aykırılığını bilerek ve bunu isteyerek hareket etmesi ya da bu sonucun meydana gelmesini istemese bile meydana gelmesini önleyici davranışlarda bulunmamasıdır. Kusur kastla işlenebileceği gibi ihmalle de işlenebilir. Kusurun dereceleri denilince <em>“Ağır Kusur”</em> ve <em>“Hafif Kusur”</em> anlaşılır. Kast ve ağır ihmal (orta seviyedeki bir kişinin alacağı önlemi almama) ağır kusur niteliği taşır. Buna karşılık hafif ihmal (ancak dikkatli kişilerin göstereceği özeni göstermeme) de hafif kusuru oluşturur. Bu yönüyle hafif kusur, daha az tazminata hükmedilmesine yol açabilir, fakat her halükârda tazminatı gerektirir.</p>
<h4><strong>Kusursuz Sorumluluk Halleri</strong></h4>
<p>Tazminat davası açılabilmesi için genel anlamda haksız eylemi gerçekleştiren kişinin kusurlu olması gerekir. Ancak kanun koyucu sorumlu tutulacak kişinin kusuru bulunmasa da bazı durumlarda sorumlu tutulabilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu durumlar 3 ana gruba ayrılır. Bunlar; tehlike sorumluluğu (insanlar ve çevre için tehlike yaratan faaliyetlerden dolayı); hakkaniyet sorumluluğu ( hakkaniyet gerektirdiği için zarar ödeme); gözetim ve özen gösterme borcundan doğan sorumluluk (kusuru olmasa da zarar veren kişiye ya da faaliyete özen gösterip yönetme yükümlülüğü bulunduğu için).</p>
<h4><strong>Hakkaniyet Sorumluluğu:</strong></h4>
<p>Borçlar Kanunu’ na göre eğer hakkaniyet gerektiriyorsa, hâkim, sezgin olmayan yani akıl sağlığı yerinde olmayan bir kişinin verdiği zararı tazmin etmesine karar verebilir. Buna hakkaniyet sorumluluğu denir. Örneğin zengin bir akıl hastasının fakir bir çiftçinin tarlasını ateşe vermesi ve zarara uğratması gibi.</p>
<h4><strong>Gözetim ve Özen Gösterme Borcundan Doğan Sorumluluk:</strong></h4>
<p>Bazen bir kişinin ya da faaliyetin doğurduğu zarardan, o kişi ve faaliyeti gözetim ve yönetme ödevine sahip kişi (kusuru olmasa da) sorumlu tutulur. Bu çeşit sorumluluk halleri şu şekilde sıralanabilir:</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Adam Çalıştıranın (İstihdam Edenin) Sorumluluğu:</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Bir kişi (çalıştıran-iş veren) yanında çalıştırdığı kimsenin haksız bir fiille üçüncü kişilere verdiği zarardan kusuru olmasa da sorumludur.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Yardımcı Kişilerin Eyleminden Sorumluluk:</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Bir kimse sözleşme gereği bir başkasına olan borcunu yerine getirirken yardımcı bir kişi kullanırsa bu kişinin karşı tarafa (tazminat alacaklısına) verdiği zararı ödemesi gerekir. Adam çalıştıranın sorumluluğundan farklı olarak burada sözleşme ilişkisi mevcuttur.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Hayvan Tutan Kişinin Sorumluluğu:</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Bir hayvanı elinde ve gözetimi altında bulunduran kişi, bu hayvanın başkalarına verdiği zarardan sorumlu olur.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Bina ve Diğer Yapı Eserinin Malikinin Sorumluluğu:</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Toprağa bağlı olarak inşa edilen ve insanların kullanması, barınması vb, ya da hayvanların barınmasına yarayan binalar ile duvar, köprü, kanal, tünel gibi yapıların yapımlarındaki hata ya da bakımlarındaki eksiklik dolayısıyla başkalarına zarar vermesi halinde bu bina ya da yapının maliki kusurlu olamasa da doğan zararı tazminat olarak ödemek zorundadır.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Aile Başkanının (Ev Reisinin) Sorumluluğu:</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Yasa, sözleşme ve gelenek gereği bir arada yaşayan aile mensuplarının başkanı durumunda bulunan kişi, akıl hastası olan veya akıl zayıflığı içine olan ya da küçük veya kısıtlı olan aile bireyleri üzerinde gözetim ve denetim ödevine sahiptir. Bu sayılan durumlardan birine giren kişi, başkalarına zarar verirse, bundan aile başkanı sorumlu olur.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Kamu Görevlilerinin Eylemlerinden Devletin Sorumluluğu:</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Memur ve diğer kamu görevlilerinin görevlerini yaparken kusurları ile başkalarına verdikleri zararlardan da Devlet (kusuru olmadığı halde) sorumludur. Bu sorumluğun doğabilmesi için memurun kusurlu olması şarttır. Ayrıca devlet bu kusurlu davranış neticesinde ödediği tazminatı rücuen memurdan talep edebilir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Taşınmaz Malikinin Sorumluluğu:</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Bir taşınmaz maliki taşınmazını mülkiyet hakkına dayanarak dilediği gibi kullanabilir. Fakat, taşınmazın kullanım amacını aşacak ve başkalarına zarar verecek bir duruma bürünürse, malik doğacak zararları tazminat olarak ödemek zorundadır.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Çevreye Verilen Zararlardan Sorumluluk:</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Eğer üretim, sanayi ve benzeri faaliyetlerle çevreye zarar verici ve kirletici etkiler doğarsa buna sebep olanlar kusur koşulu aranmaksızın sorumlu tutulurlar.</p>
<p>Kanun koyucu bu tip kusursuz sorumluluk haline bir kurtuluş beyinnesi öngörmüştür. Buna göre kişi gerekli bütün özeni gösterdiğini ya da göstermiş olsaydı da yine sonucun meydana geleceğini kanıtlarsa tazminat ödemek zorunda kalmaz.</p>
<h4><strong>Tehlike Sorumluluğu:</strong></h4>
<p>Tehlike doğuran bir faaliyette bulunanlar makine, işletme, alet, araç vb. gibi bu faaliyette kullandıkları şeylerin verdiği zarardan kusurları olmasa da sorumludurlar.</p>
<ul>
<li><strong>Trafik Kazası Sebebiyle Tazminat:</strong> Bu sorumluk hali, motorlu araç işletenin sorumluluğu olarak da ele alınabileceği gibi trafik kazaları sonucunda araç sahibinin sorumluluğu bu kapsama girmektedir. Ayrı bir yazıda incelediğimiz konunun detaylarına <u>buradan</u> ulaşabilirsiniz.</li>
<li><strong>Sivil Hava Aracı İşletenin Sorumluluğu:</strong> Uçak, helikopter ve benzeri sivil hava araçlarını işleten firma ve kişiler (özellikle havayolları şirketleri) bu hava araçlarının yol açtıkları kazalarda kişilerin uğradıkları bedeni zararlar ile mala gelen zararları kusursuz sorumluluk gereğince tazminat olarak ödemek zorundadırlar.</li>
<li><strong>Devletin Manevra ve Atışlardan Sorumluluğu:</strong> Devlet askeri manevralar, sahipli arazide yaptığı atışlar, atış yapılan arazide sahiplerinin yararlanmasının yasaklanmasından doğan zararlardan sorumludurlar.</li>
<li><strong>Petrol Hakkı Sahibinin Sorumluluğu:</strong> Petrol hakkı sahibi işletme ve kişiler petrol çıkarma faaliyetleri dolayısıyla üzerinde faaliyette bulundukları taşınmaz ile malikine ve çevredeki taşınmazların malikine verilen zararlardan dolayı kusursuz sorumluluk esasına göre sorumludurlar.</li>
</ul>
<h4><strong>ZARAR</strong></h4>
<p>Bir eylem hukuka aykırı olup kusurla işlenmiş olsa bile eğer bir zarar doğmamışsa tazminat sorumluluğu da doğmaz. Zarar kural olarak paraya ölçülebilen bir kaybı ifade eder, kişinin mal varlığında aleyhine oluşan bir değişikliği gösterir. Ancak manevi tazminat istenmesi halinde zarar parasal değil, kişinin manevi varlıklarında ortaya çıkmıştır.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>NEDENSELLİK BAĞI</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Olağan yaşam deneyimlerine göre sonucu meydana getirmeye en uygun olanı bir bakıma doğrudan doğruya meydana getirmeye elverişli olanı neden sayılır. İşte tazminat yönünden aranan koşul da kusurlu davranış ile zarar arasındaki uygun illiyet bağının bulunmasıdır.</p>
<p>Tazminat kavramını genel hatları ile inceledikten sonra sizlerden gelen sorulara cevap vermeye çalışalım:</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Tazminat Davası Hangi Mahkemede ve Nerede Açılır?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Tazminat davası, tüm davalar için yetkili yer olan davalının ikametgahında, davalı tüzel kişi (şirket, vakıf, dernek, üniversite vs.) ise tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yerde açılır. Tazminat davası hangi mahkemede görülür sorusuna verebileceğimiz yanıt ise, asliye hukuk mahkemelerinde görülür.</p>
<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda farklı düzenlemeler de mevcuttur. Tazminat davasında yetkili mahkeme konusu kanuna göre doğru şekilde belirlenmelidir. Dolayısıyla istenilen her yerde tazminat davasının açılması mümkün değildir. O nedenle tazminat davasını açacak kişilerin burada yetkili mahkemeyi doğru tespit etmeleri, açılacak olan tazminat davasının sağlıklı bir şekilde yürümesi açısından oldukça önemli bir husustur.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Tazminat Davası Dilekçesi Kendim Hazırlayabilir Miyim ya da Arzuhalciye Tazminat Davası Dilekçesi Yazdırsam Olur Mu?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Bir avukat olarak bu soruyu bizlere yöneltmektense daha çok kendi kendinize bu tereddüttü yaşadığınızı biliyoruz. Bu defa türlü soru işaretleri içinizi yiyip bitiriyor ve hep bir eksik kaldı endişesi yaşıyorsunuz. Bunun da farkındayız. Her zaman söylediğimiz gibi davanızı kendiniz takip edebileceğiniz gibi her zaman dilekçelerinizi kendiniz ya da bir arzuhalciden yardım alarak hazırlayabilrsiniz. Ancak bu halde yaşayacağınız maddi ve manevi kayıpların telafisi ve geri dönüşü ne yazık ki mümkün olmamakta, usuli eksiklerden dolayı ağır mağduriyetler yaşama riski ile karşı karşıya kalırsınız. Maddi tazminat dava dilekçesi örneği ya da manevi tazminat davası dilekçesi örneği şeklinde internetten dilekçelere ulaşmak günümde çok kolay gibi görünse de yargılama aşaması çok farklı bir aşamadır ve profesyonel bir avukattan yardım almanız sizin yararınıza olacaktır.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Tazminat Davası Açma Ücreti Nedir? </strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Tazminat Davası kaç lira ya da tazminat davası açma kaç lira şeklinde sanki maddi bir şey alınıyormuşçasına sorularla da sıkça karşılaşmaktayız. Tazminat davası ücreti olarak kastedilen esasında tazminat davası açma masrafı dır. Bu miktar ise davada talep edilen tazminat miktarına göre değişkenlik gösterecektir. Ne kadar yüksek bir tazminat istenirse ona göre dava masrafı da yüksek olacaktır. Unutulmamalıdır ki, uygulamada dava açılırken tüm masraflar Mahkemeler tarafından gider avansı adı alında alınmaktadır. Bu anlamda en düşük dava masrafı dahi 500 TL-600 TL’den aşağı olmamaktadır.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Tazminat Davası Fiyatları Nasıldır?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Bu sorudan kasıt ise tazminat davasını takip edecek avukatın alacağı avukatlık ücretidir. Kesinlikle tavsiyemiz tazminat konusunda uzman ve tecrübeli bir hukuk bürosundan hukuki yardım almanızdır. Bu anlamda Samsun’un en iyi tazminat avukatları olarak ofis avukatlarımız sizin sorunlarınıza çözüm bulmaktan ve davalarınızı titizlikle takip etmekten memnuniyet duyacaktır. Gelelim sizlerin sorusuna; takdir edersiniz ki biz avukatlar <a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/01/20170102-9.htm">Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi</a>’ne göre davaları takip etmekteyiz. Bu tarifenin altında iş takibi yapmamız <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuk-haberleri/avukata-disiplin-cezasi/">disiplin cezası</a> almamıza yol açmaktadır. Dolayısıyla bu tarifenin altında olmamak kaydıyla olayın yoğunluğuna ve talep edilecek tazminat miktarına göre dava avukatlık ücreti karşılıklı belirlenebilecektir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Tazminat Davası Zamanaşımı Süresi Nedir?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Tazminat davası açmak isteyen kişiler açısından tazminat davasının açılabilmesi için gerekli süre, haksız fiilin gerçekleşmesinin öğrenilmesi üzerinden 1 yıldır. Bireyler haksız fiil karşısında bir yıl içerisinde maddi veya manevi tazminat davası açmalıdırlar. Bu süre trafik kazalarından kaynaklı tazminat davalarında 2 yıl olarak belirlenmiştir. Ayrıca tazminat davası uzamış zamanaşımı da olayın şekline göre uygulama alanı bulabilecektir. Diğer yandan haksız fiil gerçekleşmesinin üzerinden 10 yıl geçmiş olması durumunda tazminat davaları açılamamaktadır.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Tazminat Davası Kaç Yıl Sürer?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p><strong> </strong>Tazminat davası ne kadar sürer sorusuna cevap verebilmek neredeyse imkansızdır. Çünkü genellikle bu tür davalarda tanık deliline başvurulmakta, maluliyet ve kusur tespiti için dosya bilirkişiye gönderilmekte, keşif işlemleri yapılabilmektedir. Dolayısıyla bu saydığımız tüm usuli işlemler yargılama sürecini uzatabilmektedir. Mahkemelerin iş yoğunluğu da göz önünde bulundurulduğunda ortalama 2 yıllık bir sürede davalar ancak sonuçlanabilmektedir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Tazminat Davasında Islah Olur Mu?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Elbette maddi tazminat davaları çoğunlukla kısmi dava olarak açılmaktadır. Zira örneğin kişinin kesin maluliyet oranının ve zararın tespiti için olay sonrası belirli bir sürenin geçmesi ve bilirkişi vasıtasıyla bu durumun tespiti gereklidir. Bilirkişi tarafından tespit edilen zarar doğrultusunda maddi tazminat talebi ıslah ile yükseltilebilmektedir. Ancak uygulamada çoğunluklu görüş manevi tazminatın kısmi olarak talep edilemeyeceği ve bölünemeyeceği yönündedir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Tazminat Davasında Ne Kadar Tazminat Alabilirim?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Tazminat davalarında ne kadar tazminat ödeneceği belirli unsurlara bağlıdır. Öncelikli olarak doğan zarar miktarı hesap edilir. Ancak hesaplanan zarar miktarı aynen tazminata yansıtılmaz ve bunun tazminata ne ölçüde yansıyacağını hâkim belirler. Tazminat davalarında ödenecek tazminat birçok konu ile ilişkilidir. Maddi zararın boyutu, karşı tarafın ödeme gücü, hakkaniyet, manevi tazminat davalarında mağduriyetin ölçüsü… gibi farklı unsurlar tazminat davasında ne kadar tazminat ödeneceğinin belirlenmesi açısından önem arz etmektedir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Tazminat Davası Boşanma Davasında Ayrı Olarak Açılabilir Mi?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Elbette açılabilir. Tazminat boşanma davası ile birlikte talep edilebileceği gibi boşanma haricinde bağımsız bir dava olarak da ikame edilebilir. Kanunda bunun aksine herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Konu ile ilgili Nafaka, Maddi-Manevi Tazminat konulu yazımızı inceleyebilirsiniz.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Hakaret Sebebiyle Tazminat Davası Açabilir Miyim?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Kişilik haklarının zedelenmesi sebebiyle tazminat açılabilmektedir. Kişi onur ve saygınlığını zedeleyici hakaret içerikli söylemlerle kişilik hakları zedelenen ve zarar gören kişi tazminat davası açabilir. Hakaret sebebiyle manevi tazminat davası açılabileceğini de unutmamak gerekir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>İftira Sebebiyle Tazminat Davası Açabilir Miyim?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>İftira sebebiyle öncelikle iftirada bulunan kişiyi Savcılığa şikâyet etmek ve hakkında suç duyurusunda bulunmak gerekecektir. Akabinde kişilik haklarının zarara uğradığını ispatla buna dayanarak tazminat davası da ikame edilebilecektir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Yanlış Tedavi Eden Doktora Tazminat Davası Açabilir Miyim?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Elbette, hatalı tedavi eden doktorun kusurlu davranışı tazminat sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir. Bu tip davalar teknolojinin de gelişmesi, ülkemizde okur yazar oranının yükselmesi ile bilinçli hastalar tarafında yerinde aranan haklardan bir tanesidir. Uygulamada <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/malpraktis-davalari/"><strong><em>malpraktis davaları</em></strong></a> olarak bilinen yanlış tedavi uygulaması nedeniyle tazminat davaları için mutlaka sağlık hukuku alanında uzman ve deneyimli bir avukattan yardım alınız.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Tazminat Davasında Kazanılan Para Nasıl Alınır?</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Ne yazık ki tazminat davasının kazanılması ile tazminat davasında hükmedilen tazminatın tahsili farklı kavramlardır. Tazminat davasının kazanılması ile devreye İcra Hukuku girer. Bu anlamda tazminat davasında hükmedilen tazminat miktarı icra takibi ile işleme alınır. Muhatap kişi ya da şirketten tazminatın tahsil edilme imkânı varsa iyi bir icra avukatı yardımıyla bu paranın tahsili mümkündür. Bunun için haciz gibi icrai işlemler uygulanarak tazminat bedeli tahsil edilebilecektir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Tazminat Davası ve Tazminat Davası Avukatı</strong></h4>
</li>
</ul>
<p><strong> </strong>Tazminat davaları haksız eylemden kaynaklanması, usuli işlemlerin yoğun olduğu, maluliyet ve kusur durumuna ilişkin bilirkişi tespitlerinin ve keşif icralarının gerekli olduğu yoğun emek ve mesai isteyen ve maddi ve manevi anlamda yüksek bedellerin talep edildiği davalardır. Dolayısıyla maddi ve manevi hak kayıplarının önlenmesi, usul ekonomisi gereğince davanın en hızlı şekilde sonuçlanması ve sonrası tazminat bedelinin tahsili için tazminat hukukuna hakim uzman avukatlara danışabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/tazminat-davasi/">Tazminat Davası</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/tazminat-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İcra Takibi ve Haciz</title>
		<link>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/icra-takibi/</link>
					<comments>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/icra-takibi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Murat Can TELLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2017 12:58:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HUKUKi BİLGİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hmavukatlik.com/?p=2613</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<p>İCRA TAKİBİ Öncelikle icra takibi nedir sorusuna cevap vermek gerekecektir. Bu anlamda icra takibi belirli bir alacağın yasal yollardan cebri icra yolu ile borçludan tahsil edilmesi için gerekli iş ve işlemlerin tümüdür. Takip konusu bir fatura alacağı olabileceği gibi, cari hesap alacağı, çek, senet alacağı ya da rehin veya ipotek alacağı olabilir. İşbu alacak sözleşmeden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/icra-takibi/">İcra Takibi ve Haciz</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<h3><strong>İCRA TAKİBİ</strong></h3>
<p>Öncelikle icra takibi nedir sorusuna cevap vermek gerekecektir. Bu anlamda icra takibi belirli bir alacağın yasal yollardan cebri icra yolu ile borçludan tahsil edilmesi için gerekli iş ve işlemlerin tümüdür. Takip konusu bir fatura alacağı olabileceği gibi, cari hesap alacağı, çek, senet alacağı ya da rehin veya ipotek alacağı olabilir. İşbu alacak sözleşmeden kaynaklı bir alacak da olabilir. Hatta herhangi bir belgeye bağlanmaksızın meydana gelen her türlü alacak da icra takibine konu edilebilir. Gelelim icra takibi nasıl açılır, icra takibi nasıl yapılır sorularına:</p>
<h4><strong>İCRA TAKİBİ NASIL OLUR?</strong></h4>
<p>İcra takibi başlatma ya da icra takibi açma herhangi bir şarta bağlanmaksızın alacaklının bir takip talebi ile icra dairesine başvurması ile olur. İcra takibi başlatma dilekçesi olarak kişiler arasında tabir edilen esasında bir takip talebidir. Bu takip talebinde alacak miktarı, alacağa işletilecek faiz ve takip dayanağı belge ile ilgili bilgiler yer alır. Takip talebini alan icra müdürlüğü ise işbu talep doğrultusunda bir ödeme emri ya da icra emri tanzim ederek borçluya tebliğ eder. Görüldüğü icra takibi başlatmak için alacaklının usulüne uygun bir talepte bulunması yeterlidir. Sizlerden sıkça; icra takibi alt sınırı, icra takibi alt limiti var mı şeklinde sorular almaktayız dilerseniz bu konuyu da açıklığa kavuşturalım.</p>
<h4><strong>İCRA TAKİBİ BAŞLATMA SINIRI VAR MIDIR?</strong></h4>
<p>Özellikle bankalardan kredi kullanmış ya da telekomünikasyon şirketlerine fatura borcu olan kişilerden ya da borçlu olan birçok kişiden bu soruyu almaktayız. Belirtmek gerekirse icra takibi açma sınırı yoktur. Bunu peşinen söylemekte fayda var. Nitekim birçok borçlu düşük miktarlardaki borçları için icra takibi yapılamayacağını düşünmektedir. Kişileri bu düşünceye iten ise Yargıtay’ın 2015 yılında vermiş olduğu bir içtihat oldu. Buna göre; 3.300 TL’nin altındaki alacaklar için Tüketici Hakem Heyetleri’nden karar alınmaksızın icra takibine geçilemeyecektir. Bu doğrultuda haklı olarak birçok vatandaş bir beklenti içerisine girmiştir. Ancak özellikle belirtmekte fayda vardır. Yargıtay kararları, içtihadı birleştirme kararı olmadıkça bir bağlayıcılık taşımamaktadır. Zira halihazırda 3.300 TL’nin altındaki alacaklar için icra takibi açılabilmekte, haciz işlemi uygulanabilmektedir. Yargıtay’ın kararı ile insanlarda yaratılan algı yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermektedir.</p>
<h4><strong>İCRA TAKİBİ DOSYA MASRAFI VE İCRA TAKİBİ HARÇLARI NASIL BELİRLENİR?</strong></h4>
<p>Devlet, icra takibi başlatırken, daha sonra borçlu tarafından ödenmek üzere, alacaklıdan bir kısım harçlar (Başvuru harcı, peşin harç, vekalet harcı) tahsil eder. İcra takibi harç oranları kanun ile belirlenmiştir. Başvuru harcı 2017 yılı itibariyle 31,40 TL’dir. Vekalet harcı ise 4,60 TL olarak belirlenmiştir. Peşin harç ise takip tutarı üzerinde hesaplanır. İcra takibi peşin harç oranı 2017 yılı itibariyle takibe konu alacak tutarının %05’i (Binde Beşi) daha sonra tahsil harcından mahsup edilmek üzere icra müdürlüğünce takip başlatılırken alacaklıdan alınır. Bunların haricinde yapılacak tebligat ve müzekkere masrafları, haciz yolluk masrafları, şatış masrafları da takip açılırken alacaklı tarafından ödenmesi gereken dosya borcuna dahil edilen takip masraflarındandır. Tahsil harcı dosyaya ödeme yapılması halinde borçlu tarafından ödenmesi gereken, cezaevi harcı da alacaklının ödemesi gereken harçlardandır.</p>
<p>Yukarıda izah ettiğimiz üzere alacak miktarı ne olursa olsun harçları ödenmek koşulu ve takip talebinde bulunmak koşulu ile icra takibi başlatıldı. Peki bundan sonraki süreç nasıl olacaktır?</p>
<h4><strong>Genel Haciz Yolu İle Takibin Aşamaları:</strong></h4>
<ul>
<li>Takip Talebi</li>
<li>Ödeme Emri ve kesinleşmesi</li>
<li>Haciz,</li>
<li>Satış (Paraya Çevirme)</li>
<li>Paraların Paylaştırılması</li>
</ul>
<h4><strong>Takip Talebi</strong></h4>
<p>Takip talebi, alacaklının yetkili icra dairesine başvurup borçluya karşı takip başlatma isteğini ifade eder. Takip talebini alan icra dairesi borçluya bir ödeme emri gönderir. Takip başlatabilmek için alacağın herhangi bir belgeye (senede) dayanması şart değildir. Takip talebinde bulunmakla takip konusu alacak için zamanaşımı kesilir ve takibe ilişkin her işlemden sonra yeniden işler. Dolayısıyla icra takibi zamanaşımı süresini keser. Takip talebinde bulunulması ve ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi ile borçlu daha önce temerrüde düşmemiş ise temerrüde düşer.</p>
<h4><strong>Ödeme Emri</strong></h4>
<p>Alacaklının takip talebini alan ve bunun kanuna uygun olduğunu tespit eden icra dairesi borçluya bir ödeme emri gönderir. Ödeme emri takip talebin yapılmasından itibaren 3 gün içinde borçluya gönderilmek zorundadır. Peki ödeme emrini tebliğ alan borçlu ne yapmalıdır? Böyle bir durumla karşı karşıya kalan müvekkillerimiz bizleri arayarak icra takibi geldi ne yapmalıyım? seklinde bir soruyla yapacakları konusunda bilgi almaktadır. İcra takibi gelirse öncelikle bir avukattan yardım almayı kesinlikle ihmal etmeyiniz. Zira icra hukuku usuli hataların sıkça yaşandığı, maddi ve manevi anlamda zararların sıkça meydana geldiği bir hukuk dalıdır.</p>
<h4><strong>İcra Takibine İtiraz (Ödeme Emrine İtiraz)</strong></h4>
<p><strong>İcra Takibinde Yetki İtirazı:</strong></p>
<p>Eğer ki icra takibi yetkili icra müdürlüğünde açılmamış ise borçlu 7 günlük süre içerisinde yetki itirazı yaparak dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesini talep etmelidir. İcra takibi nerede açılır sorusuna genel olarak cevap vermek gerekirse borçlunun yerleşim yeri icra dairesi genel yetkilidir. Ayrıca yetki konusunda özel haller de mevcuttur.</p>
<h4><strong>İcra Takibinde İmzaya İtiraz:</strong></h4>
<p>Adi seneden dayalı bir takipte borçlunun senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını bildirmesidir. İmzaya itiraz ayrıca ve açıkça yapılmazsa geçersiz olur. Borçlu senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Örneğin; imzaya itiraz ediyorum, imza sahtedir, imza bana ait değildir gibi beyanlar imzaya itirazdır.</p>
<h4><strong>İcra Takibinde Borca İtiraz:</strong></h4>
<p>İmzaya itiraz dışındaki diğer bütün itirazlara borca itiraz denir. Örneğin borcum yoktur, borcumu ödedim vs. Borca itiraz tam itiraz ve kısmi itiraz olarak ikiye ayrılır.</p>
<ul>
<li><strong>Tam İtiraz:</strong> Borcun tamamına yapılan itirazdır. Geçerli olabilmesi için borçlunun herhangi bir sebep bildirmesi gerekmez. Sadece itiraz veya itiraz ediyorum sözcükleri de geçerli borca itirazdır.</li>
<li><strong>Kısmi İtiraz:</strong> Borcun bir kısmına yapılan itirazdır. Ancak geçerli olabilmesi için mutlaka itiraz edilen kısmın açıkça belirtilmesi gerekir. Aksi takdirde ödeme emrine hiç itiraz edilmemiş sayılır. Örneğin borcum bu kadar değildir şeklindeki bir kısmi itiraz geçerli değildir.</li>
</ul>
<h4><strong>İcra Takibine İtirazın Özellikleri:</strong></h4>
<ul>
<li>İcra takibine itiraz takibin yürütüldüğü icra dairesine yapılır.</li>
<li>İcra takibine itiraz, ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır.</li>
<li>Yazılı veya sözlü olarak yapılabilir.</li>
<li>Geçerli bir itiraz ile icra takibi kendiliğinden durur. Herhangi bir haciz işlemi yapılamaz.</li>
</ul>
<h4><strong>İcra Takibinde Gecikmiş İtiraz:</strong></h4>
<p>Ödeme emrine kendisine yüklenemeyen bir engel, mücbir sebep nedeniyle itiraz edememiş olan borçlunun başvuracağı yola gecikmiş itiraz denir. Gecikmiş itiraz icra mahkemesine yapılır. Gecikmiş itiraz engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren 3 gün içinde yapılmalıdır, icra takibini kendiliğinden durdurmaz. İcra mahkemesi dosya üzerinden inceleme yapar ve ona göre karar verir.</p>
<h4><strong>İcra Takibinde Şikâyet ve İcra Takibine İtiraz Karşılaştırması</strong></h4>
<ul>
<li>Şikâyete konu işlemin öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır. İtirazda, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır.</li>
<li>Şikayet icra mahkemesine yapılır. İtiraz icra müdürlüğüne yapılır.</li>
<li>Şikâyet icra takibini kendiliğinden durdurmaz. İtiraz icra takibini kendiliğinden durdurur.</li>
<li>Borçlu, alacaklı, menfaati ihlal edilen 3.kişiler şikâyete başvurabildiği halde sadece borçlu icra takibine itiraz edebilir.</li>
<li>Şikâyet icra ve iflas hukuku kurallarına aykırılık teşkil eder. İtirazda maddi hukuka aykırılık nedeni ileri sürülür.</li>
<li>Sürenin kaçırılması halinde şikâyet harici başvurulabilecek bir yol olmadığı halde, itiraz süresini kaçıran için gecikmiş itiraz yolu açıktır.</li>
<li>Bazı hallerde süresi şikâyet yoluna gidilebilir ancak süresiz itiraz mümkün değildir.</li>
</ul>
<h4><strong>İcra Takibi Kesinleşme:</strong></h4>
<p>Borçlu 7 gün içerisinde icra takibine itiraz etmezse takip kesinleşir. Borçlu 7 gün içerisinde icra takibine itiraz ederse takip kendiliğinden durur.</p>
<h4><strong>Borçlu İmzaya İtiraz Ederse:</strong></h4>
<p>Alacaklı 6 ay içerisinde icra mahkemesinde itirazın geçici kaldırılması yoluna gidebilir. Mahkeme itirazın geçici kaldırılmasına karar verirse, borçlu 7 gün içinde borçtan kurtulma davası açmazsa takip kesinleşir. Ya da bu davayı açar da kaybederse takip kesinleşir.</p>
<p>Alacaklının elinde kanunda sayılı belgelerden yoksa, 1 yıl içerisinde genel mahkemelerde itirazın iptali davası açabilir. Alacaklı davayı kazanırsa takip kesinleşir.</p>
<h4><strong>Borçlu Borca İtiraz Ederse:</strong></h4>
<p>Alacaklı İcra İflas Kanunu’nda sayılan belgeler ile 6 ay içerisinde icra mahkemesinde itirazın kesin kaldırılmasını talep edebilir. Mahkemece itirazın kesin kaldırılmasına karar verilmesi halinde takip kesinleşir.</p>
<p>Alacaklının elinde kanunda sayılı belgelerden biri yoksa, 1 yıl içerisinde genel mahkemelerde itirazın iptali davası açabilir. Alacaklı davayı kazanırsa takip kesinleşir.</p>
<h4><strong>İcra Takibinde Mal Beyanı:</strong></h4>
<p>Mal beyanı borçlunun gerek kendi elinde gerekse üçüncü kişilerde bulunan mal, alacak veya haklarından borcuna yetecek miktarını icra dairesine bildirmesidir. Borçlu ancak borcuna yetecek kadar mallarını bildirmek zorundadır. Borçlu süresinde mal beyanında bulunmazsa icra mahkemesi tarafından alacaklının talebi üzerine ancak bir defaya mahsus olmak ve 3 ayı geçmemek üzere hapisle cezalandırılmasına karar verilir. Görüldüğü üzere icra takibinde mal beyanında bulunmama cezası hapisle tazyiktir.</p>
<h4><strong>İcra Takibinde Ödeme:</strong></h4>
<p>İcra takibi başlamadan ödeme yapılırsa, borçlu sadece asıl alacaktan sorumludur. Herhangi bir avukatlık ücreti ya da icra masrafı adı altında ayrıca bir borç ödemek zorunda kalmaz.</p>
<p>Ancak icra takibi başladıktan sonra ödeme gerçekleşirse, bu ödemenin 7 günlük itiraz süresi içerisinde ödenmesi halinde icra vekalet ücreti ¾ oran üzerinden hesap edilir ve daha az olarak ödenir. Dosyada haciz işleminin yapılması halinde harç oranı da farklı katsayılar üzerinden hesaplanacağından farklı miktarlarda ödeme yapılmasını gerektirecektir.</p>
<p>Bazı borçlular icra takibi başlamadan mal kaçırma yoluna gitmektedir. Yapılan işlemlerin usulsüz ve muvazaalı olduğu kanıtlandığında yapılan satış ve devir işlemleri iptali edilebilecektir. Ancak icra takibi başlamadan devir ya da satış yoluna gidilmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Usulüne uygun bir şekilde kanuni sınırlar çerçevesinde satış işlemleri gerçekleştirilebilecektir.</p>
<h3><strong>Haciz:</strong></h3>
<h4><strong><em>Haciz nedir?</em></strong></h4>
<p>Haciz, ödeme emrinin kesinleşmesinden sonra alacaklının talebi üzerine borçlunun borca yetecek miktarda mal, alacak ve haklarına hukuken el konulmasıdır.</p>
<h4><strong><em>Haciz ne zaman yapılır?</em></strong></h4>
<p>Yukarıda tanımdan da anlaşılacağı üzere haciz takibin kesinleşmesi ile birlikte yapılabilecektir.</p>
<h4><strong><em>Haciz nelere konur?</em></strong></h4>
<p>Haciz borca yeter taşınır, taşınmaz mallar ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklara konabilir. Bu anlamda kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, manevi tazminat talepleri, oturma hakkı, ana-babanın çocukları üzerindeki kullanma hakkı, ölünceye kadar bakma alacaklısının hakkı haczedilemez. Ayrıca özel kanunlar ile icra ve iflas kanunda sayılı mal ve hakların dışında kalan tüm malvarlığı değerlerine haciz konulabilir.</p>
<h4><strong><em>Haciz önce neye gelir?</em></strong></h4>
<p>Bu soruya verilecek cevap bir kesinlik arz etmemekle birlikte öncelikle araçlara, taşınmazlara ve maaşa haciz konulması olasıdır. Maaş haczi konusunda eğer ki borçlu işçi veya memursa maaşının yalnızca ¼’üne haciz konulabilir. Borçlu emekli ise kendisi açıkça onay (muvafakat vermedikçe) maaşına haciz konulamaz.</p>
<h4><strong><em>Haciz süreci şu şekilde işler:</em></strong><em> </em></h4>
<p>Öncelikle alacaklı tarafından icra müdürlüğünde haciz talep edilir. Sistem üzerinden tespit edilen taşınır ve taşınmaz mallar üzerine sistem üzerinden haciz şerhi işlenir. Ayrıca borçlunun adresine fiilen hacze gidilecek durumlarda öncelikle alacaklı tarafından haciz yolluğu (haciz ücreti) yatırılır. Kesinlikle haciz öncesi son uyarı mektubu gibi bir bildirimde bulunulma zorunluluğu hatta haber verme zorunluluğu dahi bulunmamaktadır. Hacze gidilecek adres dosya esasının bulunduğu icra dairesinin yetki alanında değilse, adreste yetkili olan icra müdürlüğüne haciz talimatı yazılmak suretiyle hacze çıkılabilir. Hacze icra memurları ve gerektiği takdirde polis nezaretinde çıkılır. Haciz mahallinde yapılanlar hakkında icra memuru tarafından haciz tutanağı tanzim edilir ve alacaklıya, vekiline, borçluya imzalattırılır. Hacze kabil mal tespiti yapılması halinde alacaklının talebi ile işbu mallar üzerinde haciz ve muhafaza yapılabilir. Muhafaza, malların borçludan alınarak bir yeddiemin muhafazasına bırakılması işlemdir. Bunun için nakliye aracı ve yeddiemin temin edilerek muhafaza işlemi tamamlanır.</p>
<h4><strong>Haczin Düşmesi:</strong></h4>
<p>Sistem üzerinden ya da fiilen araçlar ve taşınır mallar üzerine haciz konulduğunda satış işlemi talep edilmediği takdirde 6 ay sonra bu taşınır malla üzerindeki haciz düşer. Haczin düşmesi süresi gelmeksizin alacaklı vekilince yeniden haciz talep edilip edilmemesine bağlıdır. Bu süre taşınmaz mallarda 1 yıldır. Haczin düşmesi halinde alacaklı her zaman talep ederek haciz yenileme işlemi yapabilecektir. Haciz ne zaman düşer sorusuna da bu şekilde cevap vermiş olduk.</p>
<h4><strong>Ev Eşyalarına Haciz:</strong></h4>
<p>Uygulamada çoğu borçlu eve hacze gelinmesi halinde bilinçli bir şekilde davranmamakta ve kulaktan dolma bilgilerle gerek alacaklıya gerekse icra memurlarına zorluk çıkartabilmektedir. Unutulmamalıdır ki icra memuru borçlunun pantolon cebi dahil olmak üzere evdeki tüm çekmecelere bakma, kilitli kapıyı çilingir marifetiyle açma ve hacze kabil malların muhafazasının yapılması yetkisine sahiptir. Dolayısıyla her ne kadar evlerde haciz yapılması zorlaştırılmışsa da evde haciz işlemi yapılması da mümkündür. Ev eşyaları birtakım şartlar altında haczedilebilir. Haciz gelirse yapmanız gerekenler hususunda borçlu vekilliği de yapmamız dolayısıyla detaylar hakkında bizimle iletişime geçebilirsiniz.</p>
<h4><strong>Haciz Fekki (Haciz Kaldırma):</strong></h4>
<p>Haciz nasıl kaldırılır? Haciz kaldırma işlemleri her zaman borçluların merak ettiği konulardan biri olmuştur. Mal varlığı üzerinde haciz şerhinin konulduğunu fark eden borçlu, konulan haczin nasıl kaldıracağını yollarını aramaktadır. Haciz kaldırma diğer ifade ile haciz fekki borçlunun ya da alacaklının bu doğrultudaki talebi ile mümkündür. Borçlunun haciz kaldırma işlemi yapabilmesi için dosya borcunun tamamını ödemiş olması gerekir. Yine alacaklı ile anlaşarak da alacaklı tarafından haciz fekki talebi yazılmasını sağlayabilir ve mal varlığı zerindeki hacizleri kaldırabilir. Bununla birlikte borcu karşılamaya yetecek mal varlığından fazlasına haciz konulması halinde aşkın ya da taşkın haciz sebebiyle de şikâyet yoluna gidilerek fazladan konulan hacizlerin kaldırılması mümkün olabilecektir.</p>
<h4><strong>İcra Takibi Sonrası Menfi Tespit Davası:</strong></h4>
<p>Borçlunun maddi hukuk bakımından takip konusu borcun borçlusunun bulunmadığının tespiti için açtığı davaya menfi tespit davası denir. Menfi tespit davası genel mahkemede açılır ve borç alacaklıya ödeninceye kadar açılabilir. Ayrıca menfi tespit davası icra takibinden önce açılabileceği gibi icra takibinden sonra da açılabilecektir. İcra takibi sonrası menfi tespit davası açılması halinde mevcut icra takibi durmaz. Peşin ve nispi olmak üzere borçlu olunmadığı iddia edilen bedel üzerinden harç yatırmak suretiyle açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü borçluya değil alacaklıya aittir. Yani alacaklı alacağını ispat etmekle yükümlüdür. Menfi tespit davasının sonucuna göre %20 oranından az olmamak üzere tazminata hükmedilir.</p>
<h4><strong>İcra Hukuku ve İcra Avukatlığı</strong></h4>
<p>Genel itibariyle icra takibi konusu üzerinde durduk. Bunun yanında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip ve ifla konularını başka bir yazıda kaleme alacağız. Alacağın tahsili için icra takibi başlatmaktan başka bir çıkış yolu kalmayabilir. Bu anlamda en hızlı şekilde alacağınızı tahsil etmek için icra hukuku alanında uzman avukatlara danışabilirsiniz.</p>
<p>Diğer yazılarımıza <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/icra-takibi/">İcra Takibi ve Haciz</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/icra-takibi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>54</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devre Mülk Sözleşmeleri</title>
		<link>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/devre-mulk-sozlesmeleri/</link>
					<comments>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/devre-mulk-sozlesmeleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Murat Can TELLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2017 12:51:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HUKUKi BİLGİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hmavukatlik.com/?p=2611</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<p>Devre Mülk Sözleşmeleri ve Devre Mülk Hakkı Günümüzde olağan tapu devir işlemleri haricinde kişinin taşınmazda belirli bir zaman aralığında genellikle tatil amaçlı yararlanması için yapılan sözleşmelere devre mülk sözleşmesi  denilmektedir. Devre mülk sözleşmeleri, çoğu şirketin kapıdan satışı ya da telefon aracılığı ile kişilere ulaşılması ile yapılmaktadır. Sözleşme imzalandıktan sonra zaman zaman kişiler pişmanlık duymakta ve sözleşmeden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/devre-mulk-sozlesmeleri/">Devre Mülk Sözleşmeleri</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com">HM AVUKATLIK &amp; DANIŞMANLIK - Hukuki Danismanlik / Consulty Of Law</a></p>
<h3><strong>Devre Mülk Sözleşmeleri ve Devre Mülk Hakkı</strong></h3>
<p>Günümüzde olağan tapu devir işlemleri haricinde kişinin taşınmazda belirli bir zaman aralığında genellikle tatil amaçlı yararlanması için yapılan sözleşmelere devre mülk sözleşmesi  denilmektedir. Devre mülk sözleşmeleri, çoğu şirketin kapıdan satışı ya da telefon aracılığı ile kişilere ulaşılması ile yapılmaktadır. Sözleşme imzalandıktan sonra zaman zaman kişiler pişmanlık duymakta ve sözleşmeden dönmek istemektedir. Dolayısıyla devre mülk hakkı Kat Mülkiyeti Kanunu&#8217;nun 57. maddesinde kişilere verilen bir irtifak hakkı olarak tanımlansa da buna bağlı olarak imzalanan devre mülk sözleşmelerinde çoğu zaman hukuki sorunlarla karşılaşmak mümkündür.</p>
<h4><strong>Devre Mülk Sözleşmesinden Cayma Hakkı</strong></h4>
<p>Devre mülk sözleşmesinin iptali için yönetmelik hükümleri cayma süresini göstermiştir. Buna göre 6502 sayılı yasanın 50/6. maddesi ile Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliğinin 7.maddesi uyarınca tüketici, <strong>on dört gün (14)</strong> içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir.</p>
<h4><strong>Devre Mülk Sözleşmeleri Nasıl İptal Edilir?</strong></h4>
<p>Kişiler şirketlerin yanıltıcı pazarlama yöntemleri karşısında yanılgıya düşmekte ve devre mülk sözleşmesinden caymak istemektedir. Cayma hakkı az önce de ifade ettiğimiz üzere sözleşmenin imzalanmasından <strong>14 gün</strong> içerisinde kullanılmalıdır. Peki cayma bildirimi nasıl yapılmalıdır? Devre Mülk Yönetmeliği&#8217;nde belirtilen 14 günlük süre içerisinde alıcı, satıcıya sözleşmeden dönmek istediğini, sözleşmeden caydığını veya sözleşmenin iptalini istediğini açıkça gösterir bir <strong>ihtarnameyi noter kanalıyla</strong> satıcıya göndermelidir. Yani tüketici noter aracılığı ile 14 gün içerisinde cayma bildirimini satıcıya yönelterek bu hakkını kullanabilecektir.</p>
<p>Cayma bildiriminin satıcıya ulaşması ile birlikte devre mülk sözleşmesinde belirlenen tüm yükümlülükler hiç bir cezai şart ödenmeksizin sona ermektedir.</p>
<h4><strong>Ön Bilgilendirme  ve Cayma Süresinin Uzaması</strong></h4>
<p>Ayrıca satıcı devre mülk sözleşmesinin imzalanmasından en az bir gün önce tüketiciye yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile ön bilgilendirme formu vermek zorundadır. Verilen bu ön bilgilendirme formunda, devre mülk sözleşmesinin taraflarının, devre mülk sözleşmesinin iptali ile buna ilişkin koşulları ve sonuçları da belirtilmesi gerekmektedir.  <strong><em>Bununla birlikte satıcı veya sağlayıcı, yönetmelikte belirtilen Ek-6’da yer alan cayma formunu da sözleşmenin kurulduğu anda yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısıyla tüketiciye vermek zorundadır. </em></strong>Bunlara aykırılık halinde ise, tüketici, sözleşmenin iptali için on dört günlük süreyle değildir. Bu durumda tüketici, devre mülk sözleşmesinden cayma talebini, 14 günlük  sürenin bittiği tarihten itibaren <strong>1 yıl süre</strong> ile kullanabilmektedir. Yani devre mülk sözleşmesinin iptali için yapılacak başvurular bir yıl süreyle uzamaktadır.</p>
<h4><strong>Cayma Hakkı Kullanıldıktan Sonra Ödemeler ve Senetler Ne Zaman İade Edilir?</strong></h4>
<p>Tüketici 14 günlük süre içerisinde noterden çekeceği bir ihtarname ile cayma hakkını kullanmalıdır. Cayma bildiriminin satıcıya ulaşmasından itibaren en geç 14 gün süre içerisinde satıcı yapılan ödemeleri ve senetleri tüketiciye iade eder.</p>
<h4><strong>Ön Ödemeli Devre Tatil Sözleşmelerinin İptali</strong></h4>
<p>Devre tatil sözleşmeleri ön ödemeli imzalanmış olabilir. Bu halde devre tatile konu olan taşınmazın devrinden ya da tesliminden önce alıcı hiçbir sebep göstermeksizin devre tatil sözleşmesinin iptalini isteyebilir. Bu halde satıcı ya da sağlayıcı devre tatil sözleşmesini fesheden alıcıdan sözleşme bedelinin %2&#8217;si oranında tazminat talep edebilir. Ancak devre tatil sözleşmesinin iptalinden önce satıcı sözleşme ile üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmez ise böyle bir tazminat talebinde bulunamaz. Bu şekilde yapılan sözleşmenin iptali bildirimi ile satıcı yapılan ödemeleri ve ödemeye ilişkin belgeleri en geç 90 gün içerisinde tüketiciye iade etmek zorundadır.</p>
<h4><strong>Devre Mülk Sözleşmesinin Feshi</strong></h4>
<p>Satıcı veya sağlayıcı, yönetmelik hükümlerine göre tüketiciye her ödeme tarihinden en az on dört gün önce yazılı şekilde veya kalıcı veri saklayıcısı ile ödeme bildiriminde bulunmak zorundadır.</p>
<p>Tüketici, ilk iki taksiti ödedikten sonra, üçüncü yıldan itibaren her taksite ilişkin ödeme bildirimini almasından itibaren <em>14 gün içinde</em> satıcı veya sağlayıcıya <em>yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile bildirimde bulunmak kaydıyla </em>herhangi bir cezai şart ya da tazminat ödemeksizin sözleşmeyi feshedebilir.</p>
<h4><strong>Devre Mülk Sözleşmelerinin İptali ve Hukuken Takibi</strong></h4>
<p>Devre mülk sözleşmeleri sebebiyle birçok tüketici mağdur olmaktadır. Ayrıca satıcılar da zaman zaman tüketiciler tarafından zarara uğratılmaktadır. Birlikte değerlendirildiğinde usulüne uygun cayma bildirimlerinin ya da sözleşme feshi işlemlerinin bir avukat kanalıyla yapılması çok daha sağlıklı olacaktır. Bazen usulüne uygun cayma bildiriminde de bulunulsa yapılan ya yapılan ödemeler satıcı tarafından iade edilmemekte ya da imzalanan senetler tüketiciye verilmemektedir. Bu aşamada dava yoluna gidilerek bu hakkın kullanılması pek ala mümkündür.</p>
<p>Devre tatil sözleşmeleri konusunda uzman bir avukat ile görüşülmesi ve avukat ile işlemlerin takip edilmesi kişilerin ve satıcı/sağlayıcıların maddi manevi zarara uğramamaları açısından son derece önemlidir. Devre mülk sahtekarlığı ile mücadele eden devre mülk mağdurları olarak sözleşmeden cayma işlemleri için avukat yardımı almanız yararınıza olacaktır.</p>
<p>Diğer yazı içeriklerimize <a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/">buradan</a>, hakkımızda detaylı bilgiye de <a href="https://www.hmavukatlik.com/calisma-alanlarimiz/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/devre-mulk-sozlesmeleri/">Devre Mülk Sözleşmeleri</a><br />
<a href="https://www.hmavukatlik.com/author/admin/">Av. Murat Can TELLİ</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hmavukatlik.com/hukuki-bilgiler/devre-mulk-sozlesmeleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
